DOKTORUNUZU TANIYIN

1961 yılında Ankara’da doğdum. 1968 yılında Ankara Hürriyet İlkokulu’nda başladığım eğitim hayatıma, babamın görevi nedeniyle gittiğim Afganistan’ın başkenti…Devam

BAŞLARKEN

SEVGİLİ ANNE, SEVGİLİ BABA

Bebeğinizin doğumu nedeniyle, bu andan başlayarak yaşamınızda yeni bir sayfa açıyorsunuz. Sizleri kutluyor ve bundan sonrası için de kolaylıklar diliyorum. Size, özellikle bebeğinizin beslenmesi ve sağlığı konusunda yardımcı olabilmek için yararlı olacağını düşündüğüm bazı bilgileri aktarmak istiyorum. Bebeğinize sağlıklı, mutlu bir yaşam diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.

İYİ ANNELİK YAPMA

1983 yılında 0-6 yaş arasındaki 131 çocuğun gelişimleri incelenerek bir araştırma yapılmıştır. Harward Okul Öncesi Projesi denilen bu araştırmada, hangi annelerin en iyi çocuk yetiştirme becerisine sahip olduğunu ve ne yaptıklarını saptamışlar. En yüksek düzeyde gelişim gösteren çocukların annelerine “A” tipi anneler denilmiştir.

“A” tipi anneler :

  • Çocuklarına yoğun ilgi gösterirler
  • Çocuklarına istedikleri gibi araştırma şansı verirler ve evdeki eşyaları konusunda endişelenmezler
  • Çocuklarıyla anlayabilecekleri tarzda, anlayabilecekleri konularda çok konuşurlar
  • Pırıl pırıl (tertemiz) bir ev ile çocuğun bir arada olamayacağı fikrini  kabul etmişlerdir
  • Çocukların birçok eşyaya ulaşmasına ve karıştırmasına izin verirler
  • Çocuklarına her zaman değil ama çoğunlukla yardım ve teşvik bekleyebileceklerini öğretirler
  • Olayları ve eşyaları çocuğuna gösterip açıklar, bunu da kendilerinden değil, çoğunlukla çocuğun isteği üzerine yaparlar
  • Yasakladıkları etkinlikler için, yasağı tutarlı bir biçimde sürdürürler. Çocuklarının kendilerini sevdirmemelerinden korkmayarak, onlara arada bir “Hayır” derler
  • İlginç bağlantılar kurup, önerilerde bulunurlar
  • Çocukların öğrenme isteklerini becerikli ve olgun biçimde arttırırlar
  • En etkili anneler, tasarımcı ve danışman olanlardır. Bu anneler fiziksel bir dünya tasarlayıp, 1-3 yaşlarındaki bir çocuğun meraklanmasını ve öğrenmesini teşvik etmişlerdir. Hazırladıkları öğrenme ortamı, nesnelerle dolu ve bu nesneler elleriyle kullanabilecekleri küçüklüktedir. Bunlardan bazıları, küçük çocuklar için oyuncaklar, diğerleri de başka amaçlar için kullanılan ( plastik buzluklar, şişe kapakları, mama kavanozları, ayakkabılar, dergiler, televizyon ve radyo düğmeleri vb ) nesneler olabilir. Çocuğun bütün yaşamının niteliği, annenin ilk 2 yıl boyunca yaptıklarıyla belirlenmektedir.

BEZ BIRAKMA

2 YAŞ GRUBUNDA DAVRANIŞLAR

6. AYDAN SONRA BESLENME

Uyku Eğitimi

Bebekler nasıl uyur?

Bu soru ne hamileyken, ne de doğumdan sonra hiç aklıma gelmemişti. Hamileyken eğitimlere katılıp, bolca neymiş nasılmış kitapları okudum. Bunların arasında uyku bölümlerini çok dikkate almamıştım. Uyku zaten kendiliğinden olacak bir şeydi bana göre. Biz nasıl uyuyoruz, bebek de uykusu gelince uyur diye düşünüyordum.

Deniz doğdu, her şey yolundaydı.

Emiyordu, uyuyordu; daha doğrusu emerken uyuyakalıyordu. 2 saat sonra acıkıp uyanıyordu. Bu şahane süreç 1 ay devam etti. 2. ayda Deniz emerken uyuyor ama yerine yatırınca çoğu zaman uyanıyordu. Kucakta uyutmaya başladık. Başka türlü UYUMUYORDU.  Sonra gündüz gece kucakta hoplata zıplata uyutmaya başladık. Çok yorucuydu çok! Yetmedi sallamaya başladık. Nasıl uyursa uyusun yeter ki uyusun diyordum. Sallamaya da hiç karşı değildim. Hatta bebeği sallamanın faydalarıyla ilgili pek çok yazı da okumuştum. Kucakta salladık, beşikte salladık, çingene salıncağında salladık, pusette salladık, ana kucağında salladık… Uyumuyordu. Deniz 3 aylık olmuştu ve artık geceleri neredeyse 10 dk’da bir uyanıyor ve biz onu sallarken gözümüzün ta içine bakıyordu. Emzirerek uyutup bırakınca 10 dk sonra uyanıyordu. Dayanılmazdı. 3. ay kontrolümüzde doktorumuzun “bırakın kendisi uyusun” demesi bizi uyandırdı. Biz de ona sorduk “bebek kendisi nasıl uyur ki?”… Daha önce bebeklere uyku eğitimi verildiğini duymuştuk…

Uyku Eğitimi

Evet, uyku eğitimi diye bir şey duymuştum ama açıkçası bana doğal olmayan katı kurallar yığını gibi gelmişti. Zordu çünkü işin içinde bebeği ağlatmak diye bir şey vardı… Bebek 6kg olunca uyku eğitimi verilebileceğini öğrenmiştik ve Deniz 6kg’ya yaklaştıkça çanlar çalmaya başlamıştı. Bir tanıdık ilk bebeğine uyku eğitimi verdiğini ve bunun tekrarlanması gereken bir süreç olduğunu söylemiş; ayrıca bir yere gidince çocuğun düzeni bozuluyor ve tekrar aynı eğitim süreci başlıyor demişti. İkinci çocuğuna uyku eğitimi vermek istemediğini ve bebeğin tadını çıkartmak istediğini söylemişti. Bu konuşmayla biz uyku eğitiminden vazgeçmiştik.

Doktorumuzla, hepimiz uykusuz ve huysuz bir vaziyette görüştükten sonra ise o gün başlamaya karar verdik. Uyku eğitimine başlayacaktık ve Deniz kendi başına uykuya dalmayı öğrenecekti. Hayal gibiydi… Sonra bir süre kabus gibi oldu…

Nasıl?

Deniz ilk gece, banyosunu yaptı. Emzirirken yine uyuklamaya başladı ve onu kaldırıp yatağına bıraktım. (2 aylıkken bizim odamızdan ayrıldı ve kendi odasında yatmaya başladı) Deniz 2. aydan itibaren hep yüzüstü yatıyordu. Yine öyle yattı. Yatağa bırakır bırakmaz ağlamaya başladı. Elimi sırtına koydum ve “e e e e…” diye mırıldandım. Daha çok ağlamaya başladı. Kucağıma aldım, sakinleşince fazla uzun tutmadan yine yatağına bıraktım. Yine ağlamaya başladı… Bu ağlamalar ilk gece 80 dk sürdü ve çok zordu. İlk gece geçince daha rahat olacak diyorduk… Deniz o gece kesintisiz uyudu. O kadar yorulmuştu ki ağlamaktan… Sabah uyandığında harikaydı. Keyfi son derece yerindeydi. Sevindim, “bana kırılmamış” dedim. Yani çocuğa eziyet ettiğime dair bir fikir içimde dolanıp duruyordu ki bu fikir birkaç gün sonra beni ciddi bir karmaşaya soktu. Bu karmaşayı Deniz de hissetti… Acaba doğru mu yapıyorum? KARARSIZDIM! Bu kararsızlık sürece sekte vurdu…

Gündüz uyandıktan sonra besliyordum, sonra uyanık zaman geçiriyordu. Uyku ve beslenme zamanlarını böylelikle ayırdım. Uyuması rahat olsun diye uykusuzluktan iyice yorulmasını bekliyordum ki bu ciddi bir hataydı. Çünkü 3 aylık bebek 4 saat veya fazla uyanık kalıyordu. Tabi koca insan değil ki o yorulup uyusun. Yorulunca uyuması iyice zorlaşıyordu. Evet yine yatağına yatırıyordum ve aynı döngü başlıyordu. 5 dk, elim üzerinde olarak, ağlamasına izin verip sonra kucağıma alıyordum… Uykuya dalması 40 dk sürüyordu. Bu süreler yavaş yavaş azalmaya başladı. Ama 20. günde 30 dk. da çakılıp kaldı. Hep 30 dk ağlıyordu ve artık bu çok bunaltıcı bir hale gelmişti. 20 gün. Gece gündüz… Tek pozitif şey Deniz uyuyunca 60 veya 120 dk uyuyordu ve çok keyifli kalkıyordu. Oyuncaklarına çok daha fazla konsantre oluyordu. Uzun süre kendi başına zaman geçiriyordu…

Eğitim Ne Kadar Sürdü?

Bu 20 gün boyunca doktorumuz bize çok destek oldu. Fakat artık süreç hepimizi yormuştu. Aklımdaki tek soru “bu çocuk ne zaman ağlamadan, yatağa koyunca uyuyacak”dı. Belki çocuğun mizacıyla da ilgiliydi durum ama sanırım benim kararsızlığım ve endişelerim de her şeyi olumsuz etkiliyordu.

Uyku koçundan kısa süreli destek aldık sonunda… -Daha ziyade bana destek oldu aslında. Çünkü birileriyle konuşmaya ve paylaşmaya çok ihtiyacım vardı.- Böylece yaptığım hataları ve Deniz’in uykuya dalmasını kolaylaştıracak püf noktalarını öğrendim. Bunlardan bazıları: Rutinin önemi, bebeğin uyanıklık saatinin ayına göre uygun olması ve yatağa yorgun yatmaması, uyku arkadaşı edinmek, gündüz uykuları için perdeleri kapatmak (3 aylık bebek artık gece gündüz ayrımı yapmıştır), gece 11 beslemesi…

Ve Deniz 1 ayın sonunda uyumayı öğrendi. Yatağına bırakıp odasından çıkıyordum ve o bazen biraz mızırdayıp, bazen doğrudan mantra ağlamasıyla uykuya dalıyordu. Şimdi 11 buçuk aylık ve etrafa kahkahalar saçıp uykuya dalıveriyor…

Gece Uykusu

Deniz uyku eğitiminin başından itibaren kesintisiz uyumaya başlamıştı geceleri. Bazı geceler saat 3:00 veya 4:00 gibi uyanıyordu. Doktorumuzun tavsiyesiyle 3:00 ağlamasını geçirip, 4:30’daki mırıltılarında emziriyordum. 3:00’daki ağlamalarını ise yanına gitmeden kameradan takip ediyordum. Hem ağlama şeklinden hem de vücut şeklinden ağlamanın şiddetini anlıyordum. Bu ağlamaların hiç birinde yanına girmem gerekmedi. Bir kaç dakika bekledim ve kendisi uykuya devam etti. Akşam saat 23:00’da uyandırmadan yatağından alıp emziriyordum ve yatağına bırakıyordum. Böylece 04:00 mırıltıları da bitti. Deniz akşam 20:00’da uyuyup 6:00’da kalkıyordu. 9 aylık olduğunda 07:00-07:30 arasında uyanmaya başladı.

Gündüz Uykusu

Bu sanırım en zor uyku periyodu. Şöyle yapıyorduk: Uyku saati geldiğinde, yani 2 saatte bir ve günde 3 sefer, bir ninniyle odasına gidip, beraber perdeleri kapatıp, uyku süresince çalacak müziğini açıp, iyi uykular dileyip onu yatağa bırakıyordum. Ve uyuyordu… Gündüz uykularının bir tanesini pusette dolaşırken yapıyordum. Bu uyku en son uyku yani şekerleme oluyordu. Bazı günler bir yere gidiş ve dönüş saatlerimi onun uykusuna göre ayarlayıp, iki uykusunu araba da yapıyorduk. (Deniz arabada basbas ağlayan bir bebekti. Ama şimdi uyku saatinde mışıl mışıl uyuyan bir bebek oluyor)

Koşulların Devamlılığı

Konunun uzmanı olmamakla birlikte deneyimim sonucunda söyleyebilirim ki koşulların devamlılığı ve rutinler Deniz’in kendisini güvende hissetmesi, rahatlaması ve uykusuna devam etmesi için önemliydi. Hangi koşullarda uykuya daldıysa o koşulların sürmesi gerekiyor. Yoksa genellikle uykuları 30 dk veya 45 dk sürüyor.

Hastalanınca Ne Oluyor?

Deniz 11 aylık şu anda ve 8 tane diş çıkardı. İlk iki dişi ise tam da uyku eğitimine sırasında çıkmaktaydı. (Yani uzun soluklu sürecin nedenlerinden bir de bu sıkıntıydı) 2 hafta yoğun nezle oldu ve arkasından anladık ki azı dişi çıkıyor. Tüm bu sıkıntılı zamanlarda uykusuna devam etti. Ateşini kontrol etmek için odasına girdik. Yatağından almadan kontrol ettik. Tekrar yatırdık. Haliyle uyandı. Bırakınca tekrar uyudu… İnleyerek ve sıkıntılı uyuyordu ama kucakta gezdirme vb. bir şey istemiyordu. Yani hastalanınca eğitim biter işi pek doğru olmasa gerek.

Tatile Gitsek?

Tatile de gittik. Deniz’in orada bir odası, bir yatağı oldu. Uyumadan önce orada biraz zaman geçirdi. Uyku zamanı yatağına yattı. İlk uykusunda yanında oturdum. Sonra gece ve gündüz uykularında kendisi ve kesintisiz uyudu. Giderken yanımıza uyku arkadaşını, uyurken dinlediği müziği de aldık.

….

Anladım ki bebeklere öğretebileceğimiz en güzel şeylerden biri uyumak. Çünkü bebekler uyumayı bilmiyorlarmış. Esas eziyet, bebeğin özellikle gece uykusunun bölünmesine izin vermek veya gündüz pek çok şekilde uyutmaya çalışmakmış. Artık içim ve vicdanım oldukça rahat. Bu eğitimin olumlu sonuçlarının her gün katlanarak arttığını da gözlemliyorum.

Son sözüm, eğer bebeğinize uyku eğitimi vermek konusunda tereddüt yaşıyorsanız hiç tereddüt etmeyin hemen başlayın. Emin olun o ağlamalar bitecek ve ne kadar doğru bir şey yaptığınızı her gün iç huzuruyla fark edeceksiniz.

Bez Bırakma

BEZE VEDA EDERKEN BUNLARA DİKKAT !

Duyduğunuz korkunç bez bırakma hiyakelerini gözünüzde büyütmeyin, doğru zamanı seçer ve kararlı olursanız bezle vedalaşmanız sancısız ve çok kolay olabilir!

Yazı: Burçin Öztınaz/Bebeğimle Elele

Yaz ayları yaklaştıkça birçok anne bez bırakma girişimleri için karar alıp, plan program yapmaya başlıyor. Siz de tatile, AVM’ye, hatta komşuya giderken çantanızda bez stoklamaktan sıkıldıysanız, alt değiştirme seanslarının artık son bulmasını istemekte haklısınız. Ancak “Tatilde deneriz”, “Önce şöyle ilgisini çekecek renkli bir lazımlık alırız”, “En iyisi yazlık! Ortada rahatça istediği yere yapar!” gibi cümleler aklınızdan geçiyor, hatta ağzınızdan düşmüyorsa dikkat! Çünkü yanlış yolda olabilir, tereyağından kıl çekmek kadar kolay atlatabileceğiniz dönemi hem kendiniz hem çocuğunuz için sancılı bir süreçe dönüştürebilirsiniz.
Doğru zaman, ne zaman? 
Bez bırakmak için yazı bekleyenlerdenseniz, öncelikle bunun mevsimle değil, çocuğunuz için doğru zamanla ve sizin kararlılığınızla ilgili olduğunu unutmayın. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Zermine Büyükkeçeci bu konuda şunları söylüyor: “Tuvalet eğitiminde çocuk en az 24 ayını doldurmuş olmalı. Daha küçük olduğu dönemlerde köşeye çekilip kaka yapması veya yapınca ‘bezi çıkar’ diye işaret etmesi hazır olduğunu göstermez. Aksine bunlar annenin yanlış algılamasına neden olur. En ideal zaman ise 30. aydır. Aslında mevsim önemli değil. Ama ebeveynlerde genelde ‘yazın çocuk üşümez, yazlıkta istediği yere yapar, bir şey olmaz’ gibi düşünceler hakim.”

Kafa karışıklığını giderin
Bezi neden bırakması gerektiğini çocuğunuza anlatın. Örneğin onunla birlikte parka gidin ve oradaki bebeklerden birinin yanına yaklaşın. “Bak konuşamıyor ve yürüyemiyor” deyin, sonra bebeğin annesine sorun: “Tuvaletini altına mı yapıyor?” diye… Sonra anneye dönün. Çocuğunuza “Bak o konuşabiliyor ve yürüyebiliyor” deyin ve bu kez anneye sorun: “Siz tuvaletinizi beze mi yapıyorsunuz?” Evet, garip bir diyalog olacak kabul ama böylece çocuğunuz neden bezi bırakmasını istediğinizi anlayacak ve “Bezliydim, şimdi niye bezsiz olmam isteniyor”un yarattığı kafa karışıklığını da aşacak.

En büyük hata: Erken ısrarcılık
Dr. Zermine Büyükkeçeci, anne-babaların bez bırakma dönemindeki en büyük hatalarının erken ısrarcılık olduğunu söylüyor. Eğer çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır değilse ve siz onu ısrarla ve ağlamasına rağmen tuvalete oturtmaya zorlarsanız, çocuğunuz korkup çişini 24 saate, kakasını ise 10-15 güne varana dek tutabilir. Bunun sonucu tabii ki lağman, fitil, acil gibi can sıkıcı süreçler… Üstüne çocuğunuzun yaşacağı psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıkları da eklerseniz, “Hoşgeldin, kabus!” demek zorunda kalabilirsiniz!

Gece bez bağlamalı mı? 
Bazı anneler bezi bir anda bırakmak yerine, geceleri bez bağlamayı sürdürüyor. Peki bu doğru bir karar mı? Dr. Zermine Büyükkeçeci, bu konuda şunları söylüyor: “Bez, gece ve gündüz aynı anda bırakılmalı. Çünkü ‘gece bez bağlayayım, altına işemesin’ diye düşünüldüğünde ve çocuk geceleri bezlendiğinde ebeveyn çocuğa ‘gece yatağa işeyebilirsin’ komutunu veriyor ve bu şartlı refleksle bazı çocuklar 8 yaşına kadar geceleri yatağını ıslatıyor.”

Bu hataları yapmayın
• Çocuğunuz bezi bıraktığında saat başı tuvalete götürmeyin. Yoksa “Benim çiş-kaka saatimini sen mi belirliyorsun” diye isyan edebilir. Bunun yerine çocuğunuzun elinden tutun ve ona “Beni tuvalete götürür müsün?” diye sorun. Tuvalete oturun ve sonra ona “İstersen sen de yap” deyin. Bu ritüeli saat başı değil, 4 saatte bir tekrarlayın.
• Diyelim ki çocuğunuz çişini tuvalete yapıyor, ama kaka yapmayı reddediyor. O zaman şunu teklif edin: “Bak, kakan gelince bana böyle, bezini bağlayalım.” Bu teklife 6 ay devam edebilirsiniz. Paniklemeyin ve ısrarcı olmayın. Çünkü kaka büyük bir parçadır ve çocuk “benden bir parça kopuyor” zannedip korkabilir.

Klozet üstü kapak mı, lazımlık mı?
Dr. Zermine Büyükkeçeci, bu konuda seçimi çocuğa bırakmayı öneriyor. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bazı noktaların da altını çiziyor:
• Asla saatlerce tuvalette oturmayın.
• Tuvalette kitap okumayın.
• Lazımlığı evin içindeki odalarda dolaştırmayın, bir oyuncak haline getirmesine izin vermeyin.
• Eğer klozet üstü adaptör kullanıyorsanız, ayaklarının altına tabure gibi bir yükseklik koyarak ayaklarının yere basmasını sağlayın. Böylece kendini daha güvende hisseder.
• Tuvalet eğitimi sırasında dışarı çıkarken bez bağlamayın. O zaman çocuğun kafası karışır ve kavram kargaşası yaşar.
• Tuvaletini lazımlığa yaptığında onu övün ama yapmadığı zaman kınamayın.
• Aile hayatınızda kardeş doğumu, taşınma, kreşe başlama, boşanma gibi değişimler yaşanıyorsa, tuvalet eğitimine bu dönemlerde başlamayın.

MENENJİT

MENENJİT NEDİR

Menenjit beyni saran meninks zarlarının iltihabıdır. Neisseris Meningitidis isimli bakterinin neden olduğu hastalığa Meningokokal hastalık denir. Meningikokal hastalığın bir türü olan Meningokokal Menenjit ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Virüslerin neden olduğu menenjitin aksine, sağlıklı bir çocuğu hastalık belirtilerinin ortaya çıkışından sonraki 1 gün içerisinde öldürme potansiyeline sahiptir.

Meningokokal menenjitin erken belirtileri, yaygın karşılaşılan solunum yolu enfeksiyonlarına çok benzediği için ayırım yapmak güçtür. Tipik menenjit bulguları ortaya çıktığında ise artık çok geç olabilir. Çünkü meningokokal menenjit, diğer birçok enfeksiyon hastalıklarının aksine, sadece 1 gün içerisinde ölüme ya da sakatlığa neden olabilir.

  • KİMLER MENENJİT İÇİN RİSK ALTINDADIR ?

Sağlıklı kişiler de dahil olmak üzere, herkes menenjit geçirebilir. Tüm yaş grupları etkilenebilmesine rağmen, bebekler ve küçük çocuklar en yüksek risk taşıyan yaş gruplarındandır.

  • HASTALIĞA KARŞI NASIL KORUNULUR ?

Çocuğunuzu hergün, her dakika izleyemezsiniz. Fakat çocuklarınıza aşı yaptırarak meningokokal hastalıktan (menenjit dahil) korunmalarına yardımcı olabilirsiniz. Çocuğunuzu meningokokal menenjitten korumanın en iyi yolu aşı yaptırmaktır.

Image

asi_takvimi

PFAPA SENDROMU

1-5 Yaş arası çocuklarda 3 ila 6 haftada bir görülen Yüksek ateş, Titreme, Bademcik şişmesi, Farenjit, Ağız kokusu, Boyun çevresi bezelerinde şişme gibi bulgular periyodik olarak görülüyorsa akla gelmesi gereken hastalıklardan biridir. Bu hastalık sorgulandığında ebeveynlerden birinde çocuklukta sıklıkla aynı şekilde bulgularla seyreden enfeksiyon atakları olduğu görülmüştür. Bu periyodik ateşlenmeler sırasında yapılan özel testlerde bazı kan bulgularının yüksek olması tanı koymayı kolaylaştırır. Periyodik olarak ateşlenme sırasında 2 veya 3 kez 2mg/kg Prednisolon verilerek ateşin tamamen yok olması, tüm bulguların 24 saat içinde gerilemesi Pfapa Sendromunun varlığına işaret eder. Bu durumda antibiyotik kullanılması gereksizdir. Hastalığın 1/3’ü 1 yılda iyileşir, 1/3’ü 5 yıl kadar devam eder. Tedavide Bademcik alınması önerilmektedir. Ya da her ateşlenmede Prednisolon kullanılması gerekmektedir.

Kaynak : Prof. Dr. Mustafa Bakır   Uzmanına Danışalım seminerinden alıntıdır.

AŞI PROGRAMI

HEPATİT   B Doğumda, 1. ve 6. aylarda
Karma (DBT), Polio (Çocuk Felci), HİB   (Hemofilus İnfluenza B) = 5’Lİ KARMA AŞI 2. 4. 6. ve 18. aylar
PNÖMOKOK 2. 4. 6. ve 12. aylar
ROTA 2. ve 5. aylar (oral)
BCG (   VEREM ) 2. ay sonu
SUÇİÇEĞİ 13. ay ve 5 yaş
KKK 12. ay ve 4 ila 6 yaş arasında
DBT 6 yaş ve 12 yaş
HEPATİT   A 18.ayın sonu ve 24.ayın sonu
HPV Kızlarda 9 – 26 yaş arası 3 doz.
MENİNGOKOK 9.  ve 23. aylar arasında 2 doz veya  2 Yaş – 11 Yaş   arası tek doz

•Kızlar kızamıkçık geçirmediyse 18. yaşta kızamıkçık.
•Erkekler Kabakulak geçirmediyse 18. yaşta Kabakulak aşısı tekrarı.

AŞILARIN YAN ETKİLERİ

Su Çiçeği      : Aşının yan etkisi azdır. 5. ila 12. günler arasında hafif                   ateş, döküntü
Karma Aşı    : Aşı yapılan yerde kızarıklık ve hassasiyet,
MMR            : Ateş, döküntü 5. ila 12. günler arasında ortaya çıkabilir.            Gözde sulanma, bulantı, kusma olabilir,
Hepatit B     : Nadir olarak aşı yerinde şişlik-kızarıklık, halsizlik,                          baş ağrısı, ishal,
Verem          : Aşı yerinde küçük veya büyük şişlik ve kızarıklık    1 ay                   içinde akıntı
Hepatit A     : Yan etkisi yoktur.

AŞININ YAPILMASINA ENGEL OLABİLECEK DURUMLAR

  • 38.3C Ateş ve üst solunum yolu infesiyonu, otit, ishal, soğuk algınlığı
  • İlk doz sonrası hafif/orta lokal reaksiyon veya hafif ateş
  • Hasta teması veya nekahette olmak
  • Evde gebe ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastanın olması
  • Pramatüre bebek
  • Emzirmek
  • Antibiyotik kullanıyor olmak
  • Aşı bileşiminde olan maddeler dışı alerjiler ( Örn: penisilin alerjisi )
  • Üç ay önce tamamlanmış kemoterapi ve kortikosteroid kullanımı
  • Kortikosteroid <3-2mg/kg,inhaler, topikal preparatlar , kısa süreli kürler, gün aşırı doz şemalarında tüm aşılar yapılabilir
  • Yumurta alerjisi olanlara MMR yapılabilir
  • Kan transfüzyonu sonrası inaktive aşılar yapılabilir

YENİ DOĞAN BEBEKTE ÖNEMLİ NOKTALAR

ODA ISISI : 23-25 C idealdir.

Kışın : Body, tulum, çorap, patik

Yazın : Duruma göre body, çorap giydirilebilir.

BANYO ISISI: Aynı sıcaklık yeterli olup özel ısıtmaya gerek yoktur. Banyo sabunlu ve şampuanlı olmak üzere haftada iki gün, diğer günler sadece duş şeklinde olmalıdır.Banyo ve duş sonrası bebeğinizi her gün yağlayın.

EL VE AYAKLAR: Periferik dolaşım yetersiz olduğu için soğuk olur, üşüme bulgusu değildir. İlk 3 aylık dönemde el ve ayaklar soğuk olur. Eldiven giydirmeye gerek yoktur.

HAPŞIRMA: Dış ortama alışma dönemi ve normaldir. Üşüme bulgusu değildir.

HIÇKIRIK: Reflextir. Limon vermeyiniz. Emziriniz.

GÖZ YAŞARMASI: Yenidoğan bebeklerde gözyaşı tıkanıklığına bağlı çapaklanma olabilir. Göz damlası kullanılabilir.

EMZİRME: İlk 1 ay her ağladığında,  istediğinde emzirin. 20 dakika emzirme yeterlidir. Bebek emme reflexinden dolayı uzun süreli emmek ister. 45 dakikayı geçirmeyin.

YENİ DOĞAN REFLEXLERİ:  EMME, ARAMA, YAKALAMA, PARAŞÜT, MORO (ani sıçrama, titreme, kollarını iki yana açma).

BURUN TIKANIKLIĞI: Yeni doğan döneminde sık rastlanır. Serum fizyolojik kullanılır (günde 4-5 kez her iki burun deliğine ikişer damla). Hırıltılı solunuma sebep olabilir.

ALTINI TEMİZLEME: Düzenli yıkama gerekir. Çiş ve kaka temizliği yapılır.

KAKA SAYISI: Sık sık kaka yapabilir. Rengi farklı olabilir. Bunlar normaldir.

TOKSİK ERİTEM: İlk üç aylık dönemde vücutta yaygın döküntü olabilir.

Yeni doğan allerjisi olarak karşımıza çıkar. Endişelenmeye gerek yoktur.

ANNE BESLENMESİ: Hayvansal proteinden zengin diyet  (et,tavuk,balık,süt,yoğurt,ayran yumurta gibi), günde 3 litre sıvı ( =13 su bardağı ) 6 bardak su geri kalan 7 su bardağı kaliteli sıvı (bitki çayları, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyu gibi) şeklinde ayarlanabilir.

GAZ: 20. Günün sonunda oluşabilir. Genellikle annenin üşüttüğü, anne sütünün gazlı olduğu, yedikleri, içtikleri ile ilgili olduğu zannedilir. Annenin yediklerine bağlı olarak oluşan gazın bağırsak duvarını geçerek kana karışıp süt kanallarına geçmesi ve sütten bebeğe geçmesi anne sütüne kurulan komplo teorisinden başka bir şey değildir. İNEK SÜTÜ PROTEİN ALLERİSİ HARİÇ.. Annenin gazı sadece anneyi rahatsız eder. Bebeğin gazı kendi bünyesine bağlıdır. 60-75.günlerde en doruğa ulaştığı dönemdir. 90. Günde sona erer. Belirli saatlerde artış gösterebilir.