Category Archives: BESLENME

GEBELİK VE LOHUSALIKTA BESLENME

GEBELİKTE BESLENME

Annelerin gebelikteki beslenmeleri ileriki yaşamda bebekleri çok etkiliyor.

Anne’nin gebelik sırasında dikkatli beslenmesi, stresten uzak yaşaması gibi faktörler bilimsel olarak doğum sonrası bebeğin üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur.

Dr.Barker 1989 yılında gebeler üzerinde yaptığı araştırmada; gebelik sırasındaki yetersiz beslenmenin fetus üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğunu belirtmiştir.

Annenin hamilelik sırasında diyet yapması, fetusun hipofiz hormonları, nöral gelişim (sinir sistemi) üzerinde oldukça etkili olduğu saptanmıştır.

IUGR : İntra Uterin Gelişme Geriliği (fetusun düşük doğum ağırlıklı olması) plasental kan akımının azlığı sonucu olmakta olup bu da  kötü – yetersiz beslenme ve aşağıda açıklanan  çevresel toksinler sebebiyle oluşabilmektedir:

  • Hava kirliliği
  • Afla toksin ( küflü besin )
  • Hidroksi metil tortuları ( şekerli besinlerin aşırı kaynatılması sonucunda heksozlardan su ayrılması ile oluşan madde )
  • İçme suyunun kontaminasyonu, endüstriel atıkların suya karışması
  • Çiğ yumurta ( salmonella mikrobu ), çiğ süt, çiğ et ( sosis,salam gibi ) bakreteriyal bulaşımla olur.

toksik maddeler dna’da deformasyona neden olarak, annede farklı dna yapısına neden olabilmekte, bunun sonucunda da fetusta iki tip etki yapmaktadır.

  •    Metabolik etkiler
  1. Lipit metabolizması bozuklukları
  2. Hipertansiyon
  3. İnsilün direnci
  4. Yavaş büyüme
  5. Böbrek yetmezliği
  6. Tip 2 diyabet, kalp damar sistemi hastalıkları
  •    Metabolik olmayan etkiler
  1. Dikkat eksikliği
  2. IQ düşüklüğü
  3. Şizofreni
  4. Bağışıklık sistemi zayıflığı, akciğer hastalıkları
  5. Gebelikte anne beslenmesinde protein (bitkisel ve hayvansal), vitamin, özellikle çinko, süt, yeşil taze sebzeler, dengeli kalsiyum alımı (yetersiz kalsiyum bebekte osteoporoza neden oluyor ) çok önemlidir.

FOLİK ASİT ;

Folik Asit  yetmezliğinde; doğumsal anomaliler , nöral tüp defektleri, sinir sistemi gelişme geriliği, iskelet ve kas sistemi bozukluğu, prematürite, düşük doğum ağırlığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülmektedir.

DOĞUM SONRASI BESLENME

Annenin doğum öncesinde olduğu gibi doğum sonrasında da beslenmesi ve günlük sıvı tüketimi en az 3 litre olacak şekilde devam etmelidir.

Anne sütü; ilk 6 ay sadece anne sütü olmak üzere, yaşamın ilk 2 yılında bebeklere verilmesi önerilmektedir.

Sadece ilk 4 ay annesütü alsa dahi, ileriki yaşamda erkekler 2,5 cm, kızlar 1 cm daha uzun oluyor.

Anne sütü IGF-I (büyüme hormonu) salınımını artırıyor

Anne sütündeki sodyum oranı düşük olduğu için  bebeklerin böbrek gelişimi daha sağlıklı olur. Anne sütündeki yağ asitleri (düşük yağ asidi ve doymamış yağ asidi) nedeni ile kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklardan % 6 oranında, hipertansiyondan  %17 ve dolaşım bozukluğuna bağlı felçten %15 oranında koruyor.

Anne sütü kollesterol, lipit metabolizma bozukluğuna bağlı oluşan obeziteden % 22 koruyor.

Anne sütü iştahsızlığı önleyerek doygunluk sağlar ve ilerde birey doyma noktasını biliyor. Anne sütü alanlarda IQ yüksek oluyor.Çocukluk çağı kanserlerinden koruyor.

EMZİRMENİN ANNEYE FAYDALARI;

Doğanın mucizesi olarak; oksitosin, prolaktin hormonlarının emzirme sırasında süt yapımını artırması sonucu  annenin IQ’ sü düşüyor. Bu nedenle anne çevresel faktörlere  kendini kapatıyor. Ekonomik kriz, trafik, deprem, yangın, ailevi sorunlar gibi faktörler onu neredyse hiç etkilemiyor. Tüm dikkati bebek üzerinde oluyor. Ayrıca annenin kendisini meme kanserinden koruyor.

KAYNAK

47.TÜRK PEDİATRİ KONGRESİ ANNE SÜTÜ PANELİNDEN DERLENMİŞTİR.

0-6 AY BEBEK BESLENMESİ

Bebeğin sindirim sistemi ve böbrek sisteminin fizyolojik olarak gelişmemiş olduğu bu dönem için en uygun besin maddesi Anne Sütüdür. Anne Sütü bebeğin fizyolojik ve psiko-sosyal gereksinimlerini ilk 6 ay tek başına karşılar. Bu aylardan sonra uygun ek gıdaların başlanması ile onun hayata beslenme bozukluğu ve enfeksiyon tehlikesinden uzak sağlıklı bir başlangıç yapmasını sağlar. Anne sütü her çocuğun gereksinimine göre ayarlanmış yüksek nitelikte bir bebek besinidir.

İlk 5 gün Kolostrum (Ağız) adı verilen Anne Sütü 6-10. günler arası Geçiş Sütü, 10. günden sonra da Olgun Süt niteliğini kazanır.

Anne ne kadar stresten uzak, rahat ve bebeği ile ne kadar sevgiye dayalı iletişimler kuruyorsa süt salgılanması o kadar bol olacaktır. Anne Sütünde emzirmenin ilk dakikalarında sütteki su oranı fazla, yağ ve protein oranı az olup emzirmenin sonuna doğru ise su oranı azalmakta, yağ ve protein oranı artmaktadır.

Anneler emzirmenin 2. ve 5. günlerinde ortaya çıkan memelerde dolgunluk, ağrılı, çatlak meme başları ve ilk 5 ila 10.günde bebeğin kilo kaybetmesi, bebeğin herhangi bir sebeple ağlamasından üzüntü ve sıkıntı duyarlar. Bu nedenler süt salgılanması refleksini azaltır ve anne biberon beslenmesine geçmek ister. Bu sıkıntılar en aza indirgendiğinde başarılı bir emme dönemi başlar. Sütün salgılanmasındaki en iyi uyarı memelerin düzenli ve tam olarak bebek tarafından boşaltılmasıdır. Bu nedenle bebekler özellikle ilk günlerde her istediğinde ve ağladığında emzirilmelidir. Ancak bebeğin her ağlamasının açlık nedeniyle olmadığı da bilinmelidir.

Bebeğin ağlama nedenleri :

  • Çok giydirme
  • Kirli, ıslak alt bezi
  • Kolik gaz
  • Çok sıcak veya çok soğuk dış ortam
  • Yeterli ilgi görme isteği
  • Hastalık
  • Açlık

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMENİN ÜSTÜNLÜKLERİ

  • Bebek için ideal besleyicileri içerir
  • Her zaman steril, hazır ve ekonomiktir
  • Enfeksiyonları önleyici etkisi yanında alerjen değildir
  • Çocuğun psikolojik gelişimi üzerinde olumlu etki yapar

Daha henüz bilmediğimiz birçok üstünlüğü olduğu da kesindir. Her yeni bulunan özelliği bizi şaşırtmaya devam etmektedir.

Anne sütüne ek olarak 0-4 ay arasında günde 3 damla D Vitamini, doğum ağırlığının 2 katına ulaşıldığında Demir damlası, sonraki aylarda vitamin ve mineral gereksinimi çocuğun gelişimine göre doktor tarafından ayarlanır.

6-12 AY BEBEK BESLENMESİ

Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara 6.aydan sonra başlanır. Ek gıdalar çocuğu değişik tadlara alıştıran, ileriki yaşlarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek, alerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Bu dönemde, bebeğe verilen ek gıdaların Anne sütü tamamlayıcısı olduğu unutulmamalıdır. Ek gıdalar, ayrı öğünler olarak verilmelidir. Ek gıdaları kaşıkla vermeye özen göstermek gerekir. Yeni denenecek olan ek gıda, bebek aç iken, alışık olduğu gıdadan önce verilmelidir. Ek gıdalara teker teker ve birer hafta aralıklarla başlamak gerekir. Allerji yapıp yapmadığına dikkat edilir. Bebeğin sevmediği yiyeceklerde ısrar edilmemeli, 1-2 gün sonra tekrar denenmelidir. Sık yapılan hatalardan biri, bebeği yemek suyu ile beslemektir. Besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi yanlıştır.

1-5 YAŞ ÇOCUK BESLENMESİ

Bu yaş grubunun beslenmesinde en önemli nokta, çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığı kazanmış olmasıdır. Bu dönemde beslenmede dikkat edilecek noktalar şöyle sıralanabilir.

  • Çocuklara bütün yiyeceklerin yenilmesinin gerekliliği ve yararları anlatılmalıdır.
  • Çocuklar kendi haline bırakılmalı, yemek yemesi için zorlanmamalıdır.
  • Çocuk, sevmediği yemeği yemek için zorlanmamalı, sevdiği şekilde hazırlanmalıdır.
  • Çocuk 13-14 aylıktan itibaren kaşık kullanmaya alıştırılabilir. 1 yaşından sonra sofrada yemeklerini aile bireyleri ile birlikte yiyebilen çocuğun tabağı çatalı ayrı olmalıdır. Çocuk sofrada kendi kendine yemeğe çalışırken döküp saçtığında ona kızılmamalıdır.
  • Aileye çocuğun bir öğünde yemek yemediğinde ikinci öğünde mutlaka yemesi gerekliliğinin öneminin uygun bir dille anlatması önerilmektedir. Fazla ısrar edildiğinde çocuk yiyeceklerden tiksinir.
  • Çocuk yemek yemesi için vaatlerde bulunulmamalıdır. Ailedeki bireylerin çocuğun yanından yemekleri eleştirmeleri yiyecek seçmeleri gereksiz huzursuzluklar çıkarmaları çocuğun yemek yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkiler. Çocuğun düzenli bir beslenme alışkanlığı kazanabilmesi için aile bireylerinin düzenli yemek yeme alışkanlığına dikkat etmeleri gerekmektedir.
  • Çocuklara çay kahve verilmesi, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle onları aşırı sinirli yapar. En iyisi bu içecekleri çocuğa tattırmamaktır. Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma, çocuklara çok sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Çocuğa şekerleme vermek hem iştah kapatır hem de yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de en önde gelen nedeni olmaktadır.
  • Bu dönemde çocuklar ağız ve diş bakımı konusunda eğitilmeli, günde iki kez dişlerini fırçalamaları sağlanmalıdır. 1, 5 – 2 yaşına gelen bir çocuk bir diş fırçasına sahip olmalı, diş macunu kullanmaya başlayabilmelidir.
  • Uygun beslenme adetleri bebeklikte başlatılmalı, bunun için çocuğa değişik tatta ek besinler yedirilerek çocuğun ileride yemek seçme veya tatlı şeyleri çok isteme gibi sorunları önlenebilir.

·  Bu dönemde çocuklar dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt,sütlü gıdalar,etler,yumurta,tahıllar,sebze ve meyveler)yeterli ve dengeli bir şekilde verilmelidir

SEBZE PÜRESİ

2 su bardağı su içine 1 ortadan kesilmiş havuç, orta boy patates, 3 dal maydanoz (tercihen), 1 çorba kaşığı pirinç, 1 çorba kaşığı sıvı yağ (zeytinyağı-yağ piştikten sonra da eklenebilir) ile başlanır. Piştikten sonra yarısı ayrılır. Ezmeden buzdolabında saklanır. 1 hafta aynı şekilde devam edilir. 1. haftanın sonunda her seferinde yeni bir sebze eklenir. 5 sebze, 2 tahıl olmak üzere 7 çeşit ürünü geçmemeniz önerilir. Kullanılabilecek tahıllar ; Kırmızı mercimek, ince bulgur, irmik, pirinç her birinden birer tatlı kaşığı olmak üzere ikili kombinasyonlar yapılabilir.

Karnabahar, Lahana, Brokoli, Brüksel Lahanası, Bezelye gaz yapabilir. Deneyin, gerekirse vermeyin. Baklagiller ve Patlıcan yasak.

Çekirdekli sebzeler ( kabak, taze fasulye vb ) nin çekirdekleri ayıklanır. Tavuk ve et 1 ay sonra 7 aylıkken eklenir. Tavuk göğüs eti, yağsız dana eti günlük 50 gr. İlave edilir. Haftanın 4 günü kırmızı et, 2 günü tavuk kullanılır. 1 gün etsiz gündür.

😀 😀 😀  SOSİSLERE AFİYET OLSUN   😀 😀 😀

KULLANILACAK SEBZELER

Kereviz, Enginar, Kabak, 1 dilim balkabağı, 4 adet Cherry domates, Dolmalık biber, Pancar, Ispanak, Yer elması

Kırmızı tatlı biber, Taze fasulye 3 adet, Pırasa, Soğan, 1 diş sarımsak

Maydanoz (3 dal, dereotu), Çarliston biber, Bamya 4 adet, Semizotu 2 dal, Pazı, Kırmızı mercimek 1 tatlı tepeleme, Bulgur 1 çorba kaşığı, İrmik 1 tatlı kaşığı

1,5 YAŞ (18 AY) ÇORBA TARİFLERİ

TARHANA ÇORBASI

3 Su bardağı su
2 Yemek kaşığı tarhana
1 Yemek kaşığı pirinç
1 Büyük boy domates
1 Yemek kaşığı soyola sıvı yağ, nane
1 Boy havuç,1 dilim balkabağı, bezelye hepsi karıştırılarak pişirilir

UNLU SEBZE ÇORBASI

1 Çorba kaşığı un
3 Su bardağı su
1 Adet domates
1 Adet kereviz
1 Adet havuç,1 dilim bal kabağı
Yarım çay bardağı bezelye
1 Çorba kaşığı soyola sıvı yağ
10 -15 adet taze fasulye
1 Adet yumurta
1 Yemek kaşığı un
2 Yemek kaşığı peynir

İRMİK ÇORBASI

3 Su bardağı su
2 Adet havuç,1/2 dilim balkabağı
1Adet domates
1 Çorba kaşığı pirinç
2 Çorba kaşığı soyola sıvı yağ
Pişir; inmeye yakın,2 çorba kaşığı irmik ilave et
(irmik çabuk pişer.)

UNLU MISIR ÇORBASI

3 Su bardağı su
1 Çorba kaşığı un
2 Çorba kaşığı mısır
1 Çorba kaşığı pirinç
1 Çorba kaşığı sıvı yağ

UNLU ETLİ SEBZE ÇORBASI

1 çorba kaşığı un kavrulur, üzerine 2 su bardağı et suyu eklenir. Daha sonra 50 gr. haşlanmış et eklenerek 2 adet sebze ile pişirilir. Sebze kombinasyonları aşağıdaki örneklerde verilmiştir.

  • havuç+bezelye
  • havuç+brokoli
  • havuç+domates+kabak
  • domates(cherry 8 adet)+bezelye 1 avuç

TAVUKLU UN ÇORBASI

1 çorba kaşığı un kavurulur. 2 su bardağı tavuk suyu, 2 çorba kaşığı kırmızı mercimek+1 adet havuç+2 adet domates eklenir. Daha sonra 100 gr. Tavuk göğüs eti ilavesiyle hazırlanır.

EK BESİNE GEÇİŞTE ÖNEMLİ NOKTALAR

  • İlk kez verilecek besinler haftada 1 çeşit verilir.
  • Ek besin tek öğün olarak başlanır. Hafta geçtikten sonra 2.öğün verilir.
  • İlk verilecek besin açken verilir
  • Bebek almaz ise 4 – 5 gün mola verip sonra tekrar deneyin.
  • Tüm besinleri kaşıkla verilmelidir.
  • Hazır besinler oda ısısında fazla bekletilmemeli.
  • Aşırı lifli besinler 12. Aydan sonra verilmeli.
  • Tuz – baharat kullanılmamalı. Nane hariç.
  • Turunç, yumurta, ekmek, et, balık, tavuk, asla ilk besin olmamalı.
  • Patlıcan’da nikotin vardır ve pek yararı yoktur..
  • Eklemeleri tek tek yapın.
  • Allerji yapan yiyecekler ( kivi – portakal- ceviz – çilek – yumurta beyazı gibi ) dikkatli kullanılmalıdır.
  • Her yeni yiyecek 1 hafta ara ile verilmelidir.

İŞTAHSIZLIK

Ağız Boşluğu: mide, barsak sindirim sisteminin bununla birlikte solunum sisteminin giriş kapısıdır. Besinler mideye ağız yoluyla girer. Dilin arka ve yan bölümlerinde tat organları yer alır. İlk 6 aylık süreçte bebekler besini emerek alır. Emme çocuğun beslenmesini sağlamakla birlikte psikolojik doyum sağlayan, zamanla ısırma, çiğneme, konuşma işlevlerinin gelişimine yardımcı olan bir süreçtir. Çocukta solunum hareketleri emme sırasında devam eder, ancak yutma sırasında durur. Emme, yutma hareketini başlatan mekanizmadır. Ağızdan tükürük bezlerinin yardımıyla tükürük salgılanır. Besinin tadı ve kokusunu tükürük bezleri yardımıyla bebek hisseder. Tükürük besini kaygan hale getirerek besinin yutulmasına yardımcı olur. Tükürük mekanik olarak antibakteriyel etki ile ağız boşluğunu korur. Ayrıca mide bağırsak salgılarını uyarıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı etkisi vardır. İştahsızlık az yemek yeme şikayeti ile getirilen bir çocuktaki şikayet nedenidir. İlk işlem çocuğun aktivitesinin ve büyümesinin değerlendirilmesidir. Hastalıklar sürecinde ateş, kusma, ishal, döküntülü hastalıklar, tüm virütik ve bakteriyel hastalıklar sırasında geçici iştahsızlık görülmesi çok doğaldır uzun süreli olan kilo alamama ya da tartı kaybı organik veya psikojenik kökenli ciddi hastalıklarda görülür. Çocuğun aktivitesi normal ise, tartı kaybı yoksa yıllık boy uzaması 5-6 cm yıllık kilo alımı 2 kg ise durum normal olup ebeveynin isteğine göre yemek yemediği için iştahsızlık olarak tanımlanır. Yemek yemeyen bir çocukta öğün olarak ana yemek dışında yedirilen fıstık, fındık, şeker, şekerli içecekler, taze sıkılmış meyve suyu veya hazır içecekler çocuğun 50 ml.lik mide kapasitesini doldurur. Midesi dolduğu için ana öğünü yemez. Üzerine fazla düşülen çocuk, zorla yemek yedirilmeye çalışılması, ebeveynler (büyükanne ve babalar) tarafından ısrar edilen, sık yemek aralıkları saat başı veya 2 saatte bir en büyük iştahsızlık nedenidir. Günümüzde çocuğun sağlıklı büyümesine sadece yemek endeksli yaşam haline getiren  yemek yedirme işlemi çocukta psikojenik kökenli iştahsızlığın en belirgin özelliğidir. Çocukların mide kapasiteleri erişkinlerin 1/ 4’üdür. Maalesef ebeveynler 1 yaşından sonraki çocukların mide kapasitelerini kendileri gibi düşündükleri için yedirdikleri öğün miktarının çok az olduğunu düşünerek çocukları çok zorlamaktadırlar. Çocukların büyüme tempoları 1 yaş ila ergenlik dönemi arasında çok yavaşladığı için rölatif iştahsızlık ortaya çıkmaktadır. Birey hayatının iki döneminde çok hızlı büyür. Birinci dönem 0-12 ay arasıdır, ikinci dönem ergenlik dönemidir. Bu her 2 dönemde de yıllık kilo alımı 6 kg., yıllık boy uzaması 20 cm. kadar olmaktadır. Çocuklar her yıl böyle büyürler ise 200 kg.lık ve 2 metrelik bireyler olurlar. Bu nedenle 1 yaşından sonra öğün sayısını ve miktarını vücut doğal olarak kendisi azaltmaktadır. Bu nokta özellikle gözden kaçırılmamalıdır. Ergenlik döneminde erkek ve kız çocuklarında beslenmede vücut görüntüleri nedeniyle anorexia nervosa denilen psikojenik nedenli iştahsızlık söz konusudur.

İŞTAHSIZLIĞIN HASTALIĞA BAĞLI OLAN SEBEPLERİ

  •       Sistematik hastalıklar (infeksiyon, kanser)
  •       Dışarıdan katılmış (ilaçlar vb)
  •       Psikojen (okul fobisi,anorexia nervosa( psikolojik olarak kendini kusturma), depresyon)

KUSMA

  •     Kafa içi basınç artması (infeksiyon,tümör,hemartom)
  •     İnfeksiyonlar (üriner sistem vb)

İSHAL

  •     Sistemik infeksiyonlar (solunum yolları,üriner, vb)
  •     Üremi

KABIZLIK

  •     Hipotiroidi
  •     Dehidratasyon (sıvının az alımı vb)

KARIN AĞRISI

  •      Piyelonefrit, hidronefroz,,renal kolik ( böbrekle ilgili hastalıklardır)
  •      Zatürree
  •      İltihabi pelvis hastalıkları
  •      Psikoloji (okul fobisi vb )

KARINDA SIVI VEYA KİTLE

  •      Asit (nefrotik sendrom, neoplazm, kalp yetersizliği, vb)
  •      Kitle (Wilms tümörü, hidronefroz,,nöroblastom, vb)

Dengeli beslenme normal büyümeyi sağlama ve yaşam boyu sağlıklı olmayı sağlar. 0-3 yaş grubunda beslenme çok önemlidir.

Yeni doğan döneminde: Barsak bariyeri—–barsak florası—-barsak emilimi henüz yeni gelişmekte olduğundan İmmun sistem (bağışıklık sistemi) gelişmemiş olduğundan en ideal besin anne sütüdür. 4.aydan itibaren bebeğin böbrek ve sindirim sistemi tamamlayıcı besinleri alacak kadar gelişmiştir. İlk 6 ay bu gelişim sürecinde uzmanlar tarafından özellikle gelişimi tam olarak tamamlayabilmesi ve sağlıklı olabilmesi için anne sütü dışında hiçbir besin alınmaması tavsiye edilir.

Anne sütü: Doğumdan önce anneyi çok iyi beslememiz gerekiyor. Anneyi sütü vermeye hazırlıyoruz özellikle Kadın Doğum Doktorlarından anneyi doğum öncesi iyi beslenme konusunda Çocuk Doktorlarıyla iş birliği içerisinde olmalarını rica ediyoruz. Anneyi çok iyi hazırlamamız gerekiyor. Doğum anından itibaren ilk 5 gün kolostrum (ağız) adı verilen anne sütü yoğun ve miktar olarak azdır fakat içerdiği İmmunglobulinler, lizozim ve protein açısından çok zengin olduğu için bebeği besler. Miktarının az olması anneyi tedirgin etmemelidir. Hacim olarak az, yoğunluk olarak çok besleyicidir. Anne sütü  6. ve 10. günler arası olgun süt niteliğini kazanır. Anneler emzirmenin 2. ve 7. gününde ortaya çıkan, memelerde dolgunluk, ağrı ve çatlaklar nedeni ile zor bir dönem geçirirler. Bebeğin ilk 10 gün içinde kilo kaybetmesi normaldir (yani doğum ağırlığının %10 kadar kaybedilmesi sütün yetmediği kanısı uyandırır bu asla ve asla doğru değildir).  Bebeğin 15.gününde doğum ağırlığına ulaşması bir çocuk doktoru için yeterlidir.

Anne sütünün özellikleri

  1. Allerjik hastalıklardan korur
  2. İçerdiği enzimlerle prebiyotik ve probiyotik etki yaratır
  3. Hastalıklardan koruma, antiviral,.antibakteriel yani antibiyotik etkisi yapar
  4. LCPUFA, DHA etkileriyle beyin üzerinde inanılmaz gelişmeye neden olur
  5. Metabolik hastalıklardan yani obezite, zayıflık, yüksek tansiyon, kolestrol ve şeker hastalıklarından korur
  6. En doğal  IGF yani büyüme faktörüdür. Büyüme hormonunun salgılanmasına neden olur, boyu uzatır.
  7. Anne sütü alan bebekte tat alma duyusu koku alma mükemmel gelişir.

EK GIDA

6.ayda başlanır. Sindirim sistemi  ve yutmada dili kullanma etkisi artık hazır haldedir. 8.ayda çiğneme, ezme gelişir 9. ve 12.aylar arasında çocuk gıdayı elle ağzına götürür.

İYİ BİR YEMEKTE OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLER;

Protein,karbonhidrat ve yağ orantılı olmalıdır. Günlük protein ihtiyacı 1-2 gr /kg ,  karbonhidrat 100 gr/kg, yağ 4 gr/kg olmalıdır. Fazla protein şişman yapar, yağ az olursa enerjisi düşük olur. Günlük 500 ml anne sütüne devam edilir. 8 aylık bebeğin midesi 200 ml kapasitededir. Hacim olarak  fazla verilmemeli, erken başlanılan gıdalar  yumurta, balık çocukta alerjik nedenlere ve böbrek yükünün artmasına neden olur. Fazla protein böbrek yükünü arttırır. Erken başlanılan inek sütü barsak kanamalarına neden olabilir. Bağırsağın tamamen gelişimi yani mikroflorası 2 yaşına kadar tamamlanır. Bal 2 yaşına kadar verilmemeli, iyi bir beslenmede vitamin ve demir oranı dengeli olmalıdır. Anne sütündeki besin ve kalori değeri ilk 6 aylık dönemde %100, 6. ve 12. aylar arasında &50, 12. ve 24. aylar arasında &30’dur. Anne sütünde demir yeterli olmadığı için 4.ayda demir eklenir. Balık yemeyen çocuğa 10.aydan sonra omega3 takviyesi yapılır. İlk 4 aylık dönemde anne sütündeki demir yeterlidir.

AÇLIK BULGULARI;

Ağlama, uyanıklık, huzursuzluk, uykuya dalamama verdiğiniz besini veya memeyi hızlı hızlı almasıdır.

TOKLUK BULGULARI;

Uykuya eğilim, aşırı mızmızlık, memeden kafayı geri çekme, kaşıkta ağzı kapatma ve kusma bulgularıdır.

NOT: Yumurta 8.ay bitiminde başlanılır. Et ve tavuk 7.ay bitiminde, balık 10.ay bitiminde başlanmalıdır.

DOĞRULAR VE YANLIŞLAR

Bebekler 5.ayda doğum ağırlığının 2 katına  ulaşır. Aylık 500 gr. almaları yeterlidir.12. ayda doğum  ağırlığının 3 katına ulaşırlar. İlk 12 aylık  dönemde doğum ağırlığının  üzerine  6-7 kg. kadar alırlar. 12 aydan sonra yıllık  kilo alımları toplam 2 kg.dır. Bu nedenden  dolayı iştahta  azalma olur. Yani  çocuk  büyüdükçe  daha fazla yemeli kanısı yanlıştır.  ÖĞÜN ARALARINDA BESLENME SAATİNİN ARASI ARTIK 3 SAAT DEĞİLDİR DİKKATTTTT………

ÖRNEK TABLO

08.00-09.00 SABAH KAHVALTI

11.00               KÜÇÜK TEK BİR MEYVE YADA MİNİK BİR YOĞURT

13:00              ÖĞLE YEMEĞİ

16:00-16:30  ARASI YOĞURT VEYA MEYVE

19.30-20:00  ARASI AKŞAM YEMEĞİ ANNE SÜTÜYLE DEVAM

HAYVANSAL PROTEİN: Et, tavuk , balık süt yoğurt yumurta (tabi ki dengeli beslenmek için hepsinin tadını almalı bilmeli ama Anneleri en çok kasan endişelendiren konu

  1. Çocuğum süt içmiyor; Ama günlük yoğurt  peynir ayran tüketiyor o zaman – süt içmeyebilir
  2. Çocuğum süt içiyor ama yoğurt  peynir ayran içmiyor tamam, o zaman – yeterlidir.
  3. Yumurta yemiyor ama balık tavuk et tüketiyor hayvansal protein tüketiyor – yeterlidir.
  4. Balık yiyor tavuk yemiyor – yeterlidir,
  5. Bol meyve ve salata (domates, marul, havuç, salatalık ) çiğ sebze tüketiyor pişmiş sebze tüketmiyorsa taze sebze tükettiği için pişmiş sebze tüketmeyebilir.
  6. Süt içmiyor, yoğurt yemiyor ise ısrar etmeyin. Anne ile yemek konusunda inatlaşmak karşılıklı gerginlikten başka işe yaramaz.

Sebzeli kek : malzemeler ♥

1 su bardağı un

2 adet yumurta

1 su bardağı yoğurt  ve mevsim sebzeleri 5 adet ( küçük boy kabak, 3 dal maydanoz, 3 dal dereotu, küçük boy havuç, 4 yaprak ıspanak)  kek yapın yesin.

Süt içmiyorsa yoğurt veya ayran verilebilir. Yoğurt yemiyorve süt içmiyor  ise sütlaç, sütlü irmik tatlısı veya  mahallebi yapabilirsiniz. Kakao, Çikolata kullanma kan şekerini yükseltir. Tokluk hissi verir. Beslenme uzmanları “kakaoyu ebeveyn anne baba seviyor, melatonin hormonu salgıladığı için mutlu oluyorlar, çocuklarla bu mutluluğu paylaşmak adına veriyorlar” diyorlar.  Çikolata yerine oyun oynayarak mutluluk paylaşılabilirJJJJ

Referanslar

Prof. Dr. Ahmet Arvas – Semineri ,

Prof. Dr. Olcay Neyzi – Pediatri Kitabı

♥Sağlıklı günler♥

BESLENME GENETİĞİ

Beslenme gereksinimlerinin toplumdaki yaşlılar, emziren kadınlar, gebeler ve bebekler gibi özel beslenme gerekliliği olan alt gruplarına göre farklılaştığı kabul edilir. Bazı genetik değişiklikler de besin toleransını etkilemekle birlikte şimdiye kadar insanlardaki genetik yapının besin alınımını etkilemediği düşünülmekteydi. Ancak günümüzde genetik şifrenin büyük oranda çözülmesiyle birlikte genetik ve diyet ilişkisi ortaya çıkmıştır. Yeni bir alan olan nutri genetik;  bireyin kalıtsal yapısının gereklerine uygun beslenme alışkanlıklarının belirlenmesi yoluyla, yatkınlık taşıdığı hastalıklardan olabildiğince uzak kalması ve yüksek yaşam kalitesinin sağlanması olarak tanımlanabilir. Besin alerjisi, kolesterol düzeyi, kan şekeri gibi durumlar kişiler arasında farklılık gösterebilir. Bu yapıyı inceleyen çalışmalara Nütrogenomiks denir. Kaliforniya üniversitesinde yapılan çalışmalarda

1-Bazı insanlar için bazı diyetler bir grup hastalık için risk faktörü taşıyabilir.

2-Diyetteki kimyasal maddeler doğrudan yada dolaylı olarak gen yapısını etkileyebilir

3-Sağlık ve hastalık arasındaki denge bireyin aldığı diyet kişinin genetik yapısına bağlıdır.

4-Diyetle etkilenen bazı genler bazı hastalıkların oluşumuna neden olur ( allejik durum veya kalp hastalıkları gibi)

5-Besin gereksinimleri o bireyin genetik yapısına göre ayarlanabilir. İnsan sağlığını etkileyen veya başka bir deyişle bireyin hastalıklara yatkınlığını belirleyen İNSAN GENOM PROJESİ 2001 yılında insan DNA’sının  yapısını açıklayarak bize önemli fikirler verdi.  3.2 milyar nükleotid çoğu insanda % 99.9 benzerlik göstermesine rağmen diğer kalan % 0,1 değişikliğin kişiler arasında farklılık gösterdiğini gördük. Buna bağlı olarak diyabet, obezite, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, kan hastalıkları gibi hastalıkların kişinin genetik yapısının özelliği olduğu ortaya çıkarılmıştır.  Mesela erkeklerde kalp hastalıkları ve akciğer kanserinin daha sık görülmesi, kadınlarda da meme kanserinin daha sık görülmesi onların gen yapısıyla ilgili olduğu şeklinde açıklanmıştır. Sonuç olarak Nütrogenemiksin en önemli amacı beslenmenin genetik yapı üstündeki etkilerinin araştırılması, pek çok hastalıkta beslenme ve genetik arasındaki ilişkinin çözülmesidir. Amaç beslenmenin hastalıklardan korunma ve sağlıktaki önemi üzerine yoğunlaşarak hastalıkların tedavisinde büyük adımlar atılmasıdır.

KAYNAK: KATKI PEDİATRİ DERGİSİ CİLT:28 SAYI:2/3 DR.ERGÜN TUNÇBİLEK