Category Archives: Allerji

ALLERJİ

Atopi ve atopik sözcükleri 19.yy başında ilk kez Coca ve Cooke tarafından tıp literatürüne takdim edilmiştir. Araştırmacılar acayip anlamına gelen bu terimi duyarlı oldukları allerjenlerle temastan hemen sonra erken tip alerjik reaksiyonlara bağlı belirtiler gösteren ve kalıtımla ilişkili olan hastalıklar için kullanmışlardır. Bugün atopi deyimi çevremizde yaygın olarak bulunan ve normal organizmaya zararı olmayan allerjik maddeler ile karşılaşma sonrasında bağışıklık sisteminin kalıtımla ilgili allerjen yani özel

Ig E yapımı ile karakterize bir yanıt oluşturması anlaşılmaktadır. Normal koşullarda organizmaya zararı olmayan polen, mantar, akarlar, tozlar ile karşılaşan kişi Ig E grubunda antikorlar yani cevap hücreleri sentezlemeye başlar. Ig E antikorları atopik hastalıklara (allerjik rinit, allerjik bronşit, allerjik dermatit,

bronşiyel astıma) neden olduğu gibi bazen de döküntü, şişlik (ürtiker, anjiyoödem, anafilaksi) yol açabilmektedir. Bir kişide birden fazla allerjik hastalık bir arada bulunabilir. Allerjik hastalıklar son yıllarda oldukça yoğunlaşmıştır. İnsanlığın varoluşunun ilk zamanlarında etrafta bulunan parazitlere karşı bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkan allerjik durum, bağışıklık sisteminin doğal bir yanıtı olarak insanları parazitlerden korumuş ve hayatta kalmalarını sağlamıştır. Fakat zamanla gelişen teknoloji ve ülkelerin gelişmişliğine göre çevredeki parazitler azaldığından allerji çevremizde bulunan zararsız maddelere karşı bir cevap reaksiyonu olarak güncelliğini korumaktadır. Bilim adamları allerjik hastalıkların getirdiği mali, fizyolojik ve psikolojik yükü azaltmak için binlerce bilimsel araştırma yapmaktadır. Bebeklik ya da çocukluk döneminde sık karşılaşılan allerjik reaksiyonlar ebeveynlerden özellikle annenin taşıdığı kalıtımsal 11q 13 alel’in neden olduğunu ileri sürmektedir. Bugün ülkemizde özellikle gelişmiş olan şehirlerimizde allerjinin daha az gelişmiş olan şehirlerimize göre çok yüksek oranda olduğu araştırmacılar tarafından açıklanmaktadır.

Atopik egzamalı hastalardaki diğer bir karakteristik özellikte; değişik türlerde kendini gösteren uzun süreli bir hastalıktır. Ama özelliği ilerleyen yaşlarda düzelme göstermesidir. Hastaların %50 sinde ergenlik döneminde bayağı bir düzelme görülür. Atopik egzama vücutta dağılımı tipik bir biçimde simetriktir ve hasta yaşına göre farklılıklar gösterir. Bebeklerde atopik egzama yüzde her iki yanaklarda simetriktir. Bez bölgelerinde, kasıklarda, kolların dirsek bölgesinin iç tarafında ve diz kapaklarının arkasında, kulak arkalarında, çene altında sıklıkla kızarıklık ve kuruluk soyulmalar şeklinde görülür ayrıca parmak aralarında, göz kapakların da koltuk altı bölgelerinde sıklıkla görülmektedir. Bebeklerde konak kafa derisinde ve saçlı bölgelerde koyu sarı döküntüler şeklinde gözlenir buna seboreik egzama denir. Atopikten farkı kirli sarı renkte kabuk şeklinde kalkması ve kolay düzelmesidir. Nedeni bilinmemektedir. Kepek şeklinde de görülebilmektedir. Kafa derisi, kaşlar, dudak kenarları ve kasık bölgelerinde de oluşabilir artmış yağ salgısı oranıyla bir ilişkisi yoktur. Çocuklarda seboreik egzama genellikle ilk üç ayda ortaya çıkar. Çocuklarda seboreik egzamanın atopik egzama dan ayırımı zor olabilir. Bu nedenle mutlaka cilt hekimine danışılmalıdır. Atopik ve seboreik egzamamın tedavisinde günlük cildin nemli tutulması en önemli tedavi yöntemlerinden biridir.

KONTAKT DERMATİT: Herhangi bir objenin ( giysi, dışarıdan cilde sürülen krem, eşya, kalem boya materyali gibi ) ciltle teması sonucunda oluşan kızarıklık ve döküntüdür. Bebeklerde sıklıkla bez bölgesinde görülebilir. Bunun ayrıcı tanısını yine bir cilt hekiminin yapması gerekmektedir.

FOTOSENSİTİF DERMATİT: Sıklıkla ilaç ,kimyasal madde veya güneş ışığına maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar. Genellikle yüz, kulak kepçeleri, kolların açık bölgelerinde, bacakların açık bölgelerinde oluşabilir.

DERMATOFİDİTE : Alerjik bünyelerde aşırı duyarlı kişilerde autoimmun ( vücudun kendi kendine uyarımıyla) ortaya çıkan bir reaksiyondur. Avuç içleri, ayaklarda, diz kapak ön ve arkalarında simetrik olarak çıkan küçük minik içi çok az dolu döküntülerdir.

KAYNAK

PEDİATRİDE YENİ GÖRÜŞLER; PROF DR MURAT YURDAKÖK DERLEMESİNDEN ALINTIDIR

PROF DR: BENVENUTO GIANNOTTI

PROF DR: ECKART HABEKE