Category Archives: MAKALELER

ÇOCUĞUNUZ İÇİN BOĞMACA AŞISI OLURMUSUNUZ ?

Uzm.Dr.Zermine Büyükkeçeçi soruyor: Çocuğunuz için Boğmaca Aşısı olur musunuz?

Boğmaca (Bordettella Pertusis) ile bulaşan bakteri hastalığıdır.Boğmaca nezle benzeri belirtilerle başlar, öksürük, havale ile devam eder.Öksürükler arasında karekteristik nefes alma, uzamış nefes sesi sonrasında kusma olur.Belirtiler haftalar, aylar, sürebilir.

6 aylık küçük bebeklerde tablo siliktir, kusma hıçkırık, öksürük ve apne (nefes durması)olabilir.Çocuklarda klasik boğmacanın süresi 6-10 haftadır.Boğmaca geçiren erişkinlerde süre 10 hafta yada daha uzun sürer.

Boğmaca bebeklerde (pnömoni zatürre) %22, havale %2, beyin tutulumu%0.5 oranında olabilir.1990 – 1999’daki bebek ölümlerinin 2 ay’ın altında % 1-2, 2-11 aylık bebeklerde %5 tir.Nadiren daha ileri yaşlarda altta yatan nedene bağlı ölüm görülmektedir.

Refr: American Academy of Pediatrics (RED BOOK Sayfa 249)

Dünya sağlık örgütü verilerine göre tüm dünyada her yıl 50 milyon boğmaca vakası görülmektedir, ve toplam 300 bin kişi boğmaca nedeniyle hayatını kaybetmektedir.Boğmaca hastalığının geçirilmesi ömür boyu koruyuculuk sağlamamaktadır.

Türkiyede’ki Veriler

0 – 16 yaş grubunda Ankara %16.9
Samsun – Antalya – Diyarbakır 6ay – 60 yaş arasında %12.5
Doğu illerimizde %30.1 oranında ölümler bildirilmiştir.
Ergenlik dönemindeki aşılanma türkiye’de %80 oranında olduğu bildirilmiştir.Aşılanma sonrasında boğmaca’ya karşı
korunma 6 yıl, hastalık aktif geçirilmiş ise 15 yıl korunuyor.En sık aşılanma sonrası hastalık görülme yaşı 10 – 19 yaşlar.

Boğmaca Aşısı ne kadar güvenilirdir?

Cevap: Difteri, tetanoz, boğmaca aşısına karşı ciddi reaksiyon söz konusu değildir.Aşıdan sonra görülen reaksiyonlar aşının yapıldığı yerde kızarıklık, şişlik, ağrı, muhtemel reaksiyon, hafif ateş, iştahsızlık, yorgunluk ve kusmadır.Bu reaksiyonlar aşının 4 ve 5 dozlarından sonra görülmektedir.

Difteri, tetanoz, boğmaca ne kadar etkin bir aşıdır?

Cevap : Aselüler difteri, tetanoz, boğmaca aşıları 3. – 4. dozlardan sonra %80-85 bağışıklama sağlamaktadır.Elde edilen bağışıklık 5-6 yıl duruma göre nadiren 10 yıl sürmektedir.

Boğmaca aşısı Boğmaca hastalığına neden olur mu?

Cevap : Hayır
Son aşılama 10 yıl önce yapılmış ise Anne, Baba, Bakıcı, Amca, Hala, Abla, Ağabey, yenidoğan ve aşılar tamamlanmamış bebeğe bulaşıcılıkları Anne %37 Baba %20 Hala, teyze, abla, Ağabey %18

Aşılama Takvimi

2. 4. 6. 18. Aylarda difteri, boğmaca, tetanoz ve polio (ıpv inaktif polio) karma aşı olarak yapılır.5. doz ülkemizde 6 yaşında uygulanmaktadır.3. dozdan sonra bebekte koruyuculuk başlıyor.

ACIP (Bağışıklama uygulamaları Danışma komitesi) tarafından önerilen hatırlatma dozları 11-12 yaşlarında tek doz DBT (Difteri,Boğmaca,Tetanoz) üzerinden 10 yıl geçmiş ise (19 – 64 yaş) tek doz aşılama önerilmektedir.Bu aşılamaya KOZA stratejisi denilmektedir.

1 yaş altı bebeklerle teması olan kişilerde aşılama (Global Pertusis Girişimi)GPI 17 ülkeden 37 uzmanın oluşturduğu komite.

Anne, baba, bakıcı, kardeşler Hamilelerde aşılama 2. 3. trimester gebeliğin 2. 3. evresinde seyredilmiş azaltılmış difteri, azaltılmış tetanoz, önerilmektedir.

Hazırlayan: Uzm.Dr Zermine Büyükkeçeçi

Kaynaklar: CDC Q and A for diseases and vaccine
WHO : travel health 2005

ALLERJİK REAKSİYONLAR

1-  ALLERJİK HASTALIKLAR

  • Besin allerjisi
  • Atopik dermatit
  • Ürtiker
  • Anafilaski
  • İlaç alerjisi
  • Bronşiyal astım
  • Allerjikrinit

2-  BESİN ALLERJİSİ

  •  Besin alerjisi

-IGE ile ilişkili: Kusma, ishal, ürtiker, anjioödem

-IGE ile ilişiksiz: Gastrointestinal belirtiler (kusma, ishal, rektal kanama…) atopik dermotit

  • Laktoz, fruktoz, sakkaroz…
  • Çölyak hastalığı

3-  EN SIK GÖRÜLEN BESİN ALLERJİSİ NEDENLERİ

  • İnek sütü
  • Yumurta
  • Balık ve deniz ürünleri
  • Soya
  • Fıstık
  • Domates
  • Unlu gıdalar..

4-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ

  • Genellikle ilk yıllarda başlar
  • İnek sütü proteinleri diyete girdikten sonra ortaya çıkar

– Formüla mama ile beslenen bebeklerde

– Anne sütü ile birlikte mama ile beslenen bebeklerde

– Sadece anne sütü emen bebeklerde de görülebilir

  • Anaflaksi, deri döküntüsü (ürtiker, atopik dermatit), tekrarlayan solunum yolları problemleri (bronşiyolit, otit) gastrointestinal belirtiler (kusma, ishal, karın ağrısı, rektal kanama, malabsorbsiyon  sendromu) görülebilir.
  • Süt proteini içermeyen diyetle iyileşme tanıyı doğrular

5-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ SIKLIĞI

  • Bebeklerin %5-15’inde inek sütü alerjisi düşündürecek belirtiler görülebilir.
  • İnek sütü alerjisi sıklığının %2 ile %7.5 arasında (ortalama %2-3) değiştiği bildirilmiştir.
  • Anne baba  veya kardeşlerde atopik bir hastalık varsa bebeğin alerjik hastalık riski artar.
  • Anne babadan birinde varsa % 20-40
  • Kardeşlerden birinde varsa % 25-35
  • Anne babanın her ikisinde varsa % 40-60

6-  ETİYOPATOGENEZ

-İnek sütü alerjisi sütün içinde bulunan bir veya birden çok proteine (laktalbumin, betalaktoglobulin, kazein…), karşı oluşan immunolojik bir reaksiyon sonrasında ortaya çıkan tablodur.

7-  SORUMLU MEKANİZMALAR

  • Oral tolerans gelişmesinde sorun
  • Barsaktaki bakteriyel flora değişikliği
  • Barsaktaki mukoza engelinin bozulması
  • Besin alerjenlerin transepiteliyal transportu
  • Besin alerjenlerin barsak motilitesine etkisi

8-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİNİN BELİRTİLERİ

  • Gastrointestinal belirtileri: %50-60
  • Deri tutulumu:% 50-60
  • Solunum sistemi belirtileri: %20-30

10-  ALLERJİK GASTROİNTESTİNAL HASTALIKLAR

  • Besin alerjisi
  • Eozinofilik gastroenterit
  • Allerji
  • İdyopatik
  • Özefajit
  • Gastrit
  • Enterokolit
  • Kolit
  • Malabsorpsiyon sendromu
  • İnfantil kolik

11-  İNEK SÜTÜ ALERJİSİNİN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLERİ

  • Gastrointestinal sistem;

Belirtiler; bulantı, kusma ve regürjitasyon(GÖR), iştahsızlık, beslenmeyi reddetme, kilo almada azalma, karın ağrısı, infantil kolik, gaz, huzursuzluk, uyku bozuklukları, kronik ishal, kabızlık, hematemez( özefajit, gastrit), rektal kanama(enterokolit), demir eksikliği anemisi

  • Deri;

Atopik dermatit. Dudakların ve göz kapaklarının şişmesi, ürtiker

12-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ-GASTROÖZEFAGİAL REFLÜ 

  • Gastroözefagial reflülü çocukların %16-24’ünde inek sütü alerjisinin belirtileri de vardır (normal populasyonda %2-3)
  • Gastroözefagial reflü veya inek sütü alerjisi tanılı çocukların %15-21’inde 2 hastalık birliktedir.

13-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ-İNFANTİL KOLİK

  • İnfantil kolik 4 aylıktan küçük bebeklerde günde 3 saat, haftada 3 günden fazla olan,    huzursuzluk  ve ağlama krizleri ile ortaya çıkan bir tablodur.
  • İnfantil koliğin çok sayıda nedeni olabilir
  • İnfantil kolikli bebeklerin %10 unda neden inek sütü alerjisidir.

14-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ-REAKTİF HAVA YOLU HAST

  • Besin alerjisi reaktif hava yolu hastalığı şeklinde de karşımıza çıkabilir (öksürük,bronşiyolit..)
  • Ayrıca tanıda gastroözefagial reflü ve kistik fibrozis unutulmamalı

15-  İNEK SÜTÜ ALERJİSİ-ATOPİK DERMATİT

  • Bazı küçük çocuklarda atopik dermatit ve inek sütü alerjisi arasında sıkı bir ilişki varsa da çok sayıda olguda bu birliktelik görülmez.
  • Bebek ne kadar küçükse ve de atopik dermatit ne kadar ağırsa birliktelik o kadar artar.

16-  İNEK SÜTÜ ALLERJİSİ NELERLE KARIŞTIRILABİLİR

  • Metabolik hastalıklar
  • Anatomik bozukluklar
  • Çölyak hastalığı
  • Pankreas hastalıkları (kistik fibrozis)
  • Laktoz/sukroz entoleransı
  • Diğer besinlere (yumurta, soya.) veya maddelere (hayvan tüyü..) alerji
  • Enfeksiyonlar (gastrointestinal, üriner), sepsis
  • Malign hastalıklar

Prof DR. TUFAN KUTLU SEMİNERİNDEN ALINTIDIR

ALLERJİ

Atopi ve atopik sözcükleri 19.yy başında ilk kez Coca ve Cooke tarafından tıp literatürüne takdim edilmiştir. Araştırmacılar acayip anlamına gelen bu terimi duyarlı oldukları allerjenlerle temastan hemen sonra erken tip alerjik reaksiyonlara bağlı belirtiler gösteren ve kalıtımla ilişkili olan hastalıklar için kullanmışlardır. Bugün atopi deyimi çevremizde yaygın olarak bulunan ve normal organizmaya zararı olmayan allerjik maddeler ile karşılaşma sonrasında bağışıklık sisteminin kalıtımla ilgili allerjen yani özel

Ig E yapımı ile karakterize bir yanıt oluşturması anlaşılmaktadır. Normal koşullarda organizmaya zararı olmayan polen, mantar, akarlar, tozlar ile karşılaşan kişi Ig E grubunda antikorlar yani cevap hücreleri sentezlemeye başlar. Ig E antikorları atopik hastalıklara (allerjik rinit, allerjik bronşit, allerjik dermatit,

bronşiyel astıma) neden olduğu gibi bazen de döküntü, şişlik (ürtiker, anjiyoödem, anafilaksi) yol açabilmektedir. Bir kişide birden fazla allerjik hastalık bir arada bulunabilir. Allerjik hastalıklar son yıllarda oldukça yoğunlaşmıştır. İnsanlığın varoluşunun ilk zamanlarında etrafta bulunan parazitlere karşı bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkan allerjik durum, bağışıklık sisteminin doğal bir yanıtı olarak insanları parazitlerden korumuş ve hayatta kalmalarını sağlamıştır. Fakat zamanla gelişen teknoloji ve ülkelerin gelişmişliğine göre çevredeki parazitler azaldığından allerji çevremizde bulunan zararsız maddelere karşı bir cevap reaksiyonu olarak güncelliğini korumaktadır. Bilim adamları allerjik hastalıkların getirdiği mali, fizyolojik ve psikolojik yükü azaltmak için binlerce bilimsel araştırma yapmaktadır. Bebeklik ya da çocukluk döneminde sık karşılaşılan allerjik reaksiyonlar ebeveynlerden özellikle annenin taşıdığı kalıtımsal 11q 13 alel’in neden olduğunu ileri sürmektedir. Bugün ülkemizde özellikle gelişmiş olan şehirlerimizde allerjinin daha az gelişmiş olan şehirlerimize göre çok yüksek oranda olduğu araştırmacılar tarafından açıklanmaktadır.

Atopik egzamalı hastalardaki diğer bir karakteristik özellikte; değişik türlerde kendini gösteren uzun süreli bir hastalıktır. Ama özelliği ilerleyen yaşlarda düzelme göstermesidir. Hastaların %50 sinde ergenlik döneminde bayağı bir düzelme görülür. Atopik egzama vücutta dağılımı tipik bir biçimde simetriktir ve hasta yaşına göre farklılıklar gösterir. Bebeklerde atopik egzama yüzde her iki yanaklarda simetriktir. Bez bölgelerinde, kasıklarda, kolların dirsek bölgesinin iç tarafında ve diz kapaklarının arkasında, kulak arkalarında, çene altında sıklıkla kızarıklık ve kuruluk soyulmalar şeklinde görülür ayrıca parmak aralarında, göz kapakların da koltuk altı bölgelerinde sıklıkla görülmektedir. Bebeklerde konak kafa derisinde ve saçlı bölgelerde koyu sarı döküntüler şeklinde gözlenir buna seboreik egzama denir. Atopikten farkı kirli sarı renkte kabuk şeklinde kalkması ve kolay düzelmesidir. Nedeni bilinmemektedir. Kepek şeklinde de görülebilmektedir. Kafa derisi, kaşlar, dudak kenarları ve kasık bölgelerinde de oluşabilir artmış yağ salgısı oranıyla bir ilişkisi yoktur. Çocuklarda seboreik egzama genellikle ilk üç ayda ortaya çıkar. Çocuklarda seboreik egzamanın atopik egzama dan ayırımı zor olabilir. Bu nedenle mutlaka cilt hekimine danışılmalıdır. Atopik ve seboreik egzamamın tedavisinde günlük cildin nemli tutulması en önemli tedavi yöntemlerinden biridir.

KONTAKT DERMATİT: Herhangi bir objenin ( giysi, dışarıdan cilde sürülen krem, eşya, kalem boya materyali gibi ) ciltle teması sonucunda oluşan kızarıklık ve döküntüdür. Bebeklerde sıklıkla bez bölgesinde görülebilir. Bunun ayrıcı tanısını yine bir cilt hekiminin yapması gerekmektedir.

FOTOSENSİTİF DERMATİT: Sıklıkla ilaç ,kimyasal madde veya güneş ışığına maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar. Genellikle yüz, kulak kepçeleri, kolların açık bölgelerinde, bacakların açık bölgelerinde oluşabilir.

DERMATOFİDİTE : Alerjik bünyelerde aşırı duyarlı kişilerde autoimmun ( vücudun kendi kendine uyarımıyla) ortaya çıkan bir reaksiyondur. Avuç içleri, ayaklarda, diz kapak ön ve arkalarında simetrik olarak çıkan küçük minik içi çok az dolu döküntülerdir.

KAYNAK

PEDİATRİDE YENİ GÖRÜŞLER; PROF DR MURAT YURDAKÖK DERLEMESİNDEN ALINTIDIR

PROF DR: BENVENUTO GIANNOTTI

PROF DR: ECKART HABEKE

BESLENME GENETİĞİ

Beslenme gereksinimlerinin toplumdaki yaşlılar, emziren kadınlar, gebeler ve bebekler gibi özel beslenme gerekliliği olan alt gruplarına göre farklılaştığı kabul edilir. Bazı genetik değişiklikler de besin toleransını etkilemekle birlikte şimdiye kadar insanlardaki genetik yapının besin alınımını etkilemediği düşünülmekteydi. Ancak günümüzde genetik şifrenin büyük oranda çözülmesiyle birlikte genetik ve diyet ilişkisi ortaya çıkmıştır. Yeni bir alan olan nutri genetik;  bireyin kalıtsal yapısının gereklerine uygun beslenme alışkanlıklarının belirlenmesi yoluyla, yatkınlık taşıdığı hastalıklardan olabildiğince uzak kalması ve yüksek yaşam kalitesinin sağlanması olarak tanımlanabilir. Besin alerjisi, kolesterol düzeyi, kan şekeri gibi durumlar kişiler arasında farklılık gösterebilir. Bu yapıyı inceleyen çalışmalara Nütrogenomiks denir. Kaliforniya üniversitesinde yapılan çalışmalarda

1-Bazı insanlar için bazı diyetler bir grup hastalık için risk faktörü taşıyabilir.

2-Diyetteki kimyasal maddeler doğrudan yada dolaylı olarak gen yapısını etkileyebilir

3-Sağlık ve hastalık arasındaki denge bireyin aldığı diyet kişinin genetik yapısına bağlıdır.

4-Diyetle etkilenen bazı genler bazı hastalıkların oluşumuna neden olur ( allejik durum veya kalp hastalıkları gibi)

5-Besin gereksinimleri o bireyin genetik yapısına göre ayarlanabilir. İnsan sağlığını etkileyen veya başka bir deyişle bireyin hastalıklara yatkınlığını belirleyen İNSAN GENOM PROJESİ 2001 yılında insan DNA’sının  yapısını açıklayarak bize önemli fikirler verdi.  3.2 milyar nükleotid çoğu insanda % 99.9 benzerlik göstermesine rağmen diğer kalan % 0,1 değişikliğin kişiler arasında farklılık gösterdiğini gördük. Buna bağlı olarak diyabet, obezite, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, kan hastalıkları gibi hastalıkların kişinin genetik yapısının özelliği olduğu ortaya çıkarılmıştır.  Mesela erkeklerde kalp hastalıkları ve akciğer kanserinin daha sık görülmesi, kadınlarda da meme kanserinin daha sık görülmesi onların gen yapısıyla ilgili olduğu şeklinde açıklanmıştır. Sonuç olarak Nütrogenemiksin en önemli amacı beslenmenin genetik yapı üstündeki etkilerinin araştırılması, pek çok hastalıkta beslenme ve genetik arasındaki ilişkinin çözülmesidir. Amaç beslenmenin hastalıklardan korunma ve sağlıktaki önemi üzerine yoğunlaşarak hastalıkların tedavisinde büyük adımlar atılmasıdır.

KAYNAK: KATKI PEDİATRİ DERGİSİ CİLT:28 SAYI:2/3 DR.ERGÜN TUNÇBİLEK

BOĞMACA

Boğmaca (Bordotella Pertusis) ile bulaşan bakteri hastalığıdır. Boğmaca nezle benzeri belirtilerle başlar, öksürük, havale ile devam eder. Öksürükler arasında karakteristik nefes alma vardır. Uzamış nefes sesi sonrasında kusma olabilir. Belirtiler haftalar, aylar sürebilir.

6 aylık küçük bebeklerde tablo siliktir, kusma hıçkırık, öksürük ve apne (nefes durması) olabilir. Çocuklarda klasik boğmacanın süresi 6-10 haftadır. Boğmaca geçiren erişkinlerde süre 10 hafta ya da daha uzun sürer.

Boğmaca bebeklerde %22 ( pnömoni, zatürre ), %2 havale, %0.5 oranında beyin tutulumuna neden olabilir. 1990 – 1999’daki bebek ölümlerinin 2 ay’ın altında % 1-2 si,  2-11 aylık bebeklerde %5 idir. Nadiren daha ileri yaşlarda altta yatan nedene bağlı ölüm görülmektedir.

Refr: American Academy of Pediatrics (RED BOOK Sayfa 249)

Dünya sağlık örgütü verilerine göre tüm dünyada her yıl 50 milyon boğmaca vakası görülmektedir, ve toplam 300 bin kişi boğmaca nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Boğmaca hastalığının geçirilmesi ömür boyu koruyuculuk sağlamamaktadır.

Türkiyede’ki Veriler

Ankara’da 0 – 16 yaş grubunda % 16.9
Samsun – Antalya – Diyarbakır’da  6 ay – 60 yaş arasında % 12.5
Doğu illerimizde % 30.1 oranında ölümler bildirilmiştir.
Ergenlik dönemindeki aşılanmanın Türkiye’de %80 oranında olduğu bildirilmiştir.Aşılanma sonrasında boğmaca’ya karşı korunma 6 yıl, hastalık aktif geçirilmiş ise 15 yıl korunuyor.En sık aşılanma sonrası hastalık görülme yaşı 10 – 19 yaşlar.

Boğmaca Aşısı ne kadar güvenilirdir?

Cevap: Difteri, tetanoz, boğmaca aşısına karşı ciddi reaksiyon söz konusu değildir. Aşıdan sonra görülen reaksiyonlar aşının yapıldığı yerde kızarıklık, şişlik, ağrı, muhtemel reaksiyon, hafif ateş, iştahsızlık, yorgunluk ve kusmadır.Bu reaksiyonlar aşının 4 ve 5 dozlarından sonra görülmektedir.

Difteri, tetanoz, boğmaca ne kadar etkin bir aşıdır?

Cevap : Aselüler difteri, tetanoz, boğmaca aşıları 3. – 4. dozlardan sonra %80-85 bağışıklama sağlamaktadır.Elde edilen bağışıklık 5-6 yıl, duruma göre nadiren 10 yıl sürmektedir.

Boğmaca aşısı Boğmaca hastalığına neden olur mu?

Cevap : Hayır
Son aşılama 10 yıl önce yapılmış ise Anne, Baba, Bakıcı, Amca, Hala, Abla, Ağabeyden yenidoğan ve aşılar tamamlanmamış bebeğe bulaşıcılıkları Anne %37 Baba %20 Hala, teyze, abla, Ağabey %18

Aşılama Takvimi

2. 4. 6. 18. Aylarda difteri, boğmaca, tetanoz ve polio (ıpv inaktif polio) karma aşı olarak yapılır.5. doz ülkemizde 6 yaşında uygulanmaktadır.3. dozdan sonra bebekte koruyuculuk başlıyor.

ACIP (Bağışıklama uygulamaları Danışma komitesi) tarafından önerilen hatırlatma dozları 11-12 yaşlarında tek doz DBT (Difteri,Boğmaca,Tetanoz) üzerinden 10 yıl geçmiş ise (19 – 64 yaş) tek doz aşılama önerilmektedir.Bu aşılamaya KOZA stratejisi denilmektedir.

1 yaş altı bebeklerle teması olan kişilerde aşılama

(Global Pertusis Girişimi) GPI : 17 ülkeden 37 uzmanın oluşturduğu komite.

Anne, baba, bakıcı, kardeşlerde ve Hamilelerde aşılama 2. 3. trimester (gebeliğin 2. 3. Evresinde) azaltılmış difteri, azaltılmış tetanoz, önerilmektedir.

Kaynaklar: CDC Q and A for diseases and vaccine
WHO : travel health 2005

BAŞLARKEN

SEVGİLİ ANNE, SEVGİLİ BABA

Bebeğinizin doğumu nedeniyle, bu andan başlayarak yaşamınızda yeni bir sayfa açıyorsunuz. Sizleri kutluyor ve bundan sonrası için de kolaylıklar diliyorum. Size, özellikle bebeğinizin beslenmesi ve sağlığı konusunda yardımcı olabilmek için yararlı olacağını düşündüğüm bazı bilgileri aktarmak istiyorum. Bebeğinize sağlıklı, mutlu bir yaşam diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.

İYİ ANNELİK YAPMA

1983 yılında 0-6 yaş arasındaki 131 çocuğun gelişimleri incelenerek bir araştırma yapılmıştır. Harward Okul Öncesi Projesi denilen bu araştırmada, hangi annelerin en iyi çocuk yetiştirme becerisine sahip olduğunu ve ne yaptıklarını saptamışlar. En yüksek düzeyde gelişim gösteren çocukların annelerine “A” tipi anneler denilmiştir.

“A” tipi anneler :

  • Çocuklarına yoğun ilgi gösterirler
  • Çocuklarına istedikleri gibi araştırma şansı verirler ve evdeki eşyaları konusunda endişelenmezler
  • Çocuklarıyla anlayabilecekleri tarzda, anlayabilecekleri konularda çok konuşurlar
  • Pırıl pırıl (tertemiz) bir ev ile çocuğun bir arada olamayacağı fikrini  kabul etmişlerdir
  • Çocukların birçok eşyaya ulaşmasına ve karıştırmasına izin verirler
  • Çocuklarına her zaman değil ama çoğunlukla yardım ve teşvik bekleyebileceklerini öğretirler
  • Olayları ve eşyaları çocuğuna gösterip açıklar, bunu da kendilerinden değil, çoğunlukla çocuğun isteği üzerine yaparlar
  • Yasakladıkları etkinlikler için, yasağı tutarlı bir biçimde sürdürürler. Çocuklarının kendilerini sevdirmemelerinden korkmayarak, onlara arada bir “Hayır” derler
  • İlginç bağlantılar kurup, önerilerde bulunurlar
  • Çocukların öğrenme isteklerini becerikli ve olgun biçimde arttırırlar
  • En etkili anneler, tasarımcı ve danışman olanlardır. Bu anneler fiziksel bir dünya tasarlayıp, 1-3 yaşlarındaki bir çocuğun meraklanmasını ve öğrenmesini teşvik etmişlerdir. Hazırladıkları öğrenme ortamı, nesnelerle dolu ve bu nesneler elleriyle kullanabilecekleri küçüklüktedir. Bunlardan bazıları, küçük çocuklar için oyuncaklar, diğerleri de başka amaçlar için kullanılan ( plastik buzluklar, şişe kapakları, mama kavanozları, ayakkabılar, dergiler, televizyon ve radyo düğmeleri vb ) nesneler olabilir. Çocuğun bütün yaşamının niteliği, annenin ilk 2 yıl boyunca yaptıklarıyla belirlenmektedir.