NÖROMOTOR-MENTAL VE SOSYAL GELİŞME

Yenidoğan çağı : Fizyolojik olarak aşırı hareketlilik vardır.(sıçrama)Yüzüstü yattığı zaman başını 2 tarafa çevirir.
1.Ay : Annesini çok kısa süreli dinler.Çok kısa sürelerle etrafla ilgilenir.Zaman zaman kendine özgü sesler çıkarır.
2.Ay : Annesini tanır.Kısa süreli gülümser.
3.Ay : Yüzüstü yatırılınca ellerinin desteği ile baş ve göğsünü kaldırın.Sırtüstü yatarken kendi ellerini seyreder.Kısa sürelerle sık sık gülümser.
4.Ay : Kendine uzatılan şeyi kısa süreyle elinde tutar, ağzına götürür.Konuşmaları dinler.Basit sesler çıkararak sıklıkla gülümser.Bu dönemde aşırı salya akımı söz konusudur.
5.Ay : Yavaş yavaş döner.Başını kolayca dik tutar.Anne ve babayı izler.
6.Ay : Destekle oturur, yanındaki eşyaya uzanır, yakalar ve ağzına götürür.İki elini birleştirir.
7.Ay : Yüzüstü durumundan sırtüstüne döner.Geri geri emekler.Bir elindeki eşyayı öbür eline geçirir.
8.Ay : Yorulmadan desteksiz olarak uzun süre oturabilir.İleriye doğru emekler.
9.Ay : Yatar durumundan oturur duruma, oturur durumdan tutunarak ayağa kalkar.
10.Ay : İsmiyle çağrılınca reaksiyon verir.
12 Ay : Eşyayı, baş ve işaret parmakları arasında tutabilir.
15.Ay : Basit emirleri yapar.2 küpü üst üste koyar.4-6 kelime söyler.
18.Ay : Elinden tutulunca merdiven çıkar.10 kelime söyler.
2 Yaş : Koşar, çizgi çizer.Çatal ve kaşık tutabilir.2 kelimelik cümle kurar.
3 Yaş : Merdiveni rahat çıkar.3 tekerlekli bisiklete biner.Kalemi tutar.Düzgün cümleler kurar.Cinsiyetini fark eder.
4.Yaş : Tek ayak üzerinde sıçrayabilir.Benlik duygusu belirlemeye başlamıştır.
5 Yaş : Kendisi giyinip soyunabilir.Üçgen resim yapar.

Not : 18.aydan önce anatomik ve fizyolojik yapısı nedeniyle tuvalet terbiyesine başlanılması sakıncalıdır.15 ila 18. aylara kadar kendi kendine yürümeye başlayabilir.Diş çıkarması genetik ve fiziksel yapısına bağlı olup 6-12 aylar arasında, nadiren 24 aya kadar uzayabilir.

GEBELİK VE LOHUSALIKTA BESLENME

GEBELİKTE BESLENME

Annelerin gebelikteki beslenmeleri ileriki yaşamda bebekleri çok etkiliyor.

Anne’nin gebelik sırasında dikkatli beslenmesi, stresten uzak yaşaması gibi faktörler bilimsel olarak doğum sonrası bebeğin üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur.

Dr.Barker 1989 yılında gebeler üzerinde yaptığı araştırmada; gebelik sırasındaki yetersiz beslenmenin fetus üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğunu belirtmiştir.

Annenin hamilelik sırasında diyet yapması, fetusun hipofiz hormonları, nöral gelişim (sinir sistemi) üzerinde oldukça etkili olduğu saptanmıştır.

IUGR : İntra Uterin Gelişme Geriliği (fetusun düşük doğum ağırlıklı olması) plasental kan akımının azlığı sonucu olmakta olup bu da  kötü – yetersiz beslenme ve aşağıda açıklanan  çevresel toksinler sebebiyle oluşabilmektedir:

  • Hava kirliliği
  • Afla toksin ( küflü besin )
  • Hidroksi metil tortuları ( şekerli besinlerin aşırı kaynatılması sonucunda heksozlardan su ayrılması ile oluşan madde )
  • İçme suyunun kontaminasyonu, endüstriel atıkların suya karışması
  • Çiğ yumurta ( salmonella mikrobu ), çiğ süt, çiğ et ( sosis,salam gibi ) bakreteriyal bulaşımla olur.

toksik maddeler dna’da deformasyona neden olarak, annede farklı dna yapısına neden olabilmekte, bunun sonucunda da fetusta iki tip etki yapmaktadır.

  •    Metabolik etkiler
  1. Lipit metabolizması bozuklukları
  2. Hipertansiyon
  3. İnsilün direnci
  4. Yavaş büyüme
  5. Böbrek yetmezliği
  6. Tip 2 diyabet, kalp damar sistemi hastalıkları
  •    Metabolik olmayan etkiler
  1. Dikkat eksikliği
  2. IQ düşüklüğü
  3. Şizofreni
  4. Bağışıklık sistemi zayıflığı, akciğer hastalıkları
  5. Gebelikte anne beslenmesinde protein (bitkisel ve hayvansal), vitamin, özellikle çinko, süt, yeşil taze sebzeler, dengeli kalsiyum alımı (yetersiz kalsiyum bebekte osteoporoza neden oluyor ) çok önemlidir.

FOLİK ASİT ;

Folik Asit  yetmezliğinde; doğumsal anomaliler , nöral tüp defektleri, sinir sistemi gelişme geriliği, iskelet ve kas sistemi bozukluğu, prematürite, düşük doğum ağırlığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülmektedir.

DOĞUM SONRASI BESLENME

Annenin doğum öncesinde olduğu gibi doğum sonrasında da beslenmesi ve günlük sıvı tüketimi en az 3 litre olacak şekilde devam etmelidir.

Anne sütü; ilk 6 ay sadece anne sütü olmak üzere, yaşamın ilk 2 yılında bebeklere verilmesi önerilmektedir.

Sadece ilk 4 ay annesütü alsa dahi, ileriki yaşamda erkekler 2,5 cm, kızlar 1 cm daha uzun oluyor.

Anne sütü IGF-I (büyüme hormonu) salınımını artırıyor

Anne sütündeki sodyum oranı düşük olduğu için  bebeklerin böbrek gelişimi daha sağlıklı olur. Anne sütündeki yağ asitleri (düşük yağ asidi ve doymamış yağ asidi) nedeni ile kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklardan % 6 oranında, hipertansiyondan  %17 ve dolaşım bozukluğuna bağlı felçten %15 oranında koruyor.

Anne sütü kollesterol, lipit metabolizma bozukluğuna bağlı oluşan obeziteden % 22 koruyor.

Anne sütü iştahsızlığı önleyerek doygunluk sağlar ve ilerde birey doyma noktasını biliyor. Anne sütü alanlarda IQ yüksek oluyor.Çocukluk çağı kanserlerinden koruyor.

EMZİRMENİN ANNEYE FAYDALARI;

Doğanın mucizesi olarak; oksitosin, prolaktin hormonlarının emzirme sırasında süt yapımını artırması sonucu  annenin IQ’ sü düşüyor. Bu nedenle anne çevresel faktörlere  kendini kapatıyor. Ekonomik kriz, trafik, deprem, yangın, ailevi sorunlar gibi faktörler onu neredyse hiç etkilemiyor. Tüm dikkati bebek üzerinde oluyor. Ayrıca annenin kendisini meme kanserinden koruyor.

KAYNAK

47.TÜRK PEDİATRİ KONGRESİ ANNE SÜTÜ PANELİNDEN DERLENMİŞTİR.

0-6 AY BEBEK BESLENMESİ

Bebeğin sindirim sistemi ve böbrek sisteminin fizyolojik olarak gelişmemiş olduğu bu dönem için en uygun besin maddesi Anne Sütüdür. Anne Sütü bebeğin fizyolojik ve psiko-sosyal gereksinimlerini ilk 6 ay tek başına karşılar. Bu aylardan sonra uygun ek gıdaların başlanması ile onun hayata beslenme bozukluğu ve enfeksiyon tehlikesinden uzak sağlıklı bir başlangıç yapmasını sağlar. Anne sütü her çocuğun gereksinimine göre ayarlanmış yüksek nitelikte bir bebek besinidir.

İlk 5 gün Kolostrum (Ağız) adı verilen Anne Sütü 6-10. günler arası Geçiş Sütü, 10. günden sonra da Olgun Süt niteliğini kazanır.

Anne ne kadar stresten uzak, rahat ve bebeği ile ne kadar sevgiye dayalı iletişimler kuruyorsa süt salgılanması o kadar bol olacaktır. Anne Sütünde emzirmenin ilk dakikalarında sütteki su oranı fazla, yağ ve protein oranı az olup emzirmenin sonuna doğru ise su oranı azalmakta, yağ ve protein oranı artmaktadır.

Anneler emzirmenin 2. ve 5. günlerinde ortaya çıkan memelerde dolgunluk, ağrılı, çatlak meme başları ve ilk 5 ila 10.günde bebeğin kilo kaybetmesi, bebeğin herhangi bir sebeple ağlamasından üzüntü ve sıkıntı duyarlar. Bu nedenler süt salgılanması refleksini azaltır ve anne biberon beslenmesine geçmek ister. Bu sıkıntılar en aza indirgendiğinde başarılı bir emme dönemi başlar. Sütün salgılanmasındaki en iyi uyarı memelerin düzenli ve tam olarak bebek tarafından boşaltılmasıdır. Bu nedenle bebekler özellikle ilk günlerde her istediğinde ve ağladığında emzirilmelidir. Ancak bebeğin her ağlamasının açlık nedeniyle olmadığı da bilinmelidir.

Bebeğin ağlama nedenleri :

  • Çok giydirme
  • Kirli, ıslak alt bezi
  • Kolik gaz
  • Çok sıcak veya çok soğuk dış ortam
  • Yeterli ilgi görme isteği
  • Hastalık
  • Açlık

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMENİN ÜSTÜNLÜKLERİ

  • Bebek için ideal besleyicileri içerir
  • Her zaman steril, hazır ve ekonomiktir
  • Enfeksiyonları önleyici etkisi yanında alerjen değildir
  • Çocuğun psikolojik gelişimi üzerinde olumlu etki yapar

Daha henüz bilmediğimiz birçok üstünlüğü olduğu da kesindir. Her yeni bulunan özelliği bizi şaşırtmaya devam etmektedir.

Anne sütüne ek olarak 0-4 ay arasında günde 3 damla D Vitamini, doğum ağırlığının 2 katına ulaşıldığında Demir damlası, sonraki aylarda vitamin ve mineral gereksinimi çocuğun gelişimine göre doktor tarafından ayarlanır.

6-12 AY BEBEK BESLENMESİ

Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara 6.aydan sonra başlanır. Ek gıdalar çocuğu değişik tadlara alıştıran, ileriki yaşlarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek, alerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Bu dönemde, bebeğe verilen ek gıdaların Anne sütü tamamlayıcısı olduğu unutulmamalıdır. Ek gıdalar, ayrı öğünler olarak verilmelidir. Ek gıdaları kaşıkla vermeye özen göstermek gerekir. Yeni denenecek olan ek gıda, bebek aç iken, alışık olduğu gıdadan önce verilmelidir. Ek gıdalara teker teker ve birer hafta aralıklarla başlamak gerekir. Allerji yapıp yapmadığına dikkat edilir. Bebeğin sevmediği yiyeceklerde ısrar edilmemeli, 1-2 gün sonra tekrar denenmelidir. Sık yapılan hatalardan biri, bebeği yemek suyu ile beslemektir. Besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi yanlıştır.

1-5 YAŞ ÇOCUK BESLENMESİ

Bu yaş grubunun beslenmesinde en önemli nokta, çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığı kazanmış olmasıdır. Bu dönemde beslenmede dikkat edilecek noktalar şöyle sıralanabilir.

  • Çocuklara bütün yiyeceklerin yenilmesinin gerekliliği ve yararları anlatılmalıdır.
  • Çocuklar kendi haline bırakılmalı, yemek yemesi için zorlanmamalıdır.
  • Çocuk, sevmediği yemeği yemek için zorlanmamalı, sevdiği şekilde hazırlanmalıdır.
  • Çocuk 13-14 aylıktan itibaren kaşık kullanmaya alıştırılabilir. 1 yaşından sonra sofrada yemeklerini aile bireyleri ile birlikte yiyebilen çocuğun tabağı çatalı ayrı olmalıdır. Çocuk sofrada kendi kendine yemeğe çalışırken döküp saçtığında ona kızılmamalıdır.
  • Aileye çocuğun bir öğünde yemek yemediğinde ikinci öğünde mutlaka yemesi gerekliliğinin öneminin uygun bir dille anlatması önerilmektedir. Fazla ısrar edildiğinde çocuk yiyeceklerden tiksinir.
  • Çocuk yemek yemesi için vaatlerde bulunulmamalıdır. Ailedeki bireylerin çocuğun yanından yemekleri eleştirmeleri yiyecek seçmeleri gereksiz huzursuzluklar çıkarmaları çocuğun yemek yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkiler. Çocuğun düzenli bir beslenme alışkanlığı kazanabilmesi için aile bireylerinin düzenli yemek yeme alışkanlığına dikkat etmeleri gerekmektedir.
  • Çocuklara çay kahve verilmesi, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeniyle onları aşırı sinirli yapar. En iyisi bu içecekleri çocuğa tattırmamaktır. Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma, çocuklara çok sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Çocuğa şekerleme vermek hem iştah kapatır hem de yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de en önde gelen nedeni olmaktadır.
  • Bu dönemde çocuklar ağız ve diş bakımı konusunda eğitilmeli, günde iki kez dişlerini fırçalamaları sağlanmalıdır. 1, 5 – 2 yaşına gelen bir çocuk bir diş fırçasına sahip olmalı, diş macunu kullanmaya başlayabilmelidir.
  • Uygun beslenme adetleri bebeklikte başlatılmalı, bunun için çocuğa değişik tatta ek besinler yedirilerek çocuğun ileride yemek seçme veya tatlı şeyleri çok isteme gibi sorunları önlenebilir.

·  Bu dönemde çocuklar dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt,sütlü gıdalar,etler,yumurta,tahıllar,sebze ve meyveler)yeterli ve dengeli bir şekilde verilmelidir

SEBZE PÜRESİ

2 su bardağı su içine 1 ortadan kesilmiş havuç, orta boy patates, 3 dal maydanoz (tercihen), 1 çorba kaşığı pirinç, 1 çorba kaşığı sıvı yağ (zeytinyağı-yağ piştikten sonra da eklenebilir) ile başlanır. Piştikten sonra yarısı ayrılır. Ezmeden buzdolabında saklanır. 1 hafta aynı şekilde devam edilir. 1. haftanın sonunda her seferinde yeni bir sebze eklenir. 5 sebze, 2 tahıl olmak üzere 7 çeşit ürünü geçmemeniz önerilir. Kullanılabilecek tahıllar ; Kırmızı mercimek, ince bulgur, irmik, pirinç her birinden birer tatlı kaşığı olmak üzere ikili kombinasyonlar yapılabilir.

Karnabahar, Lahana, Brokoli, Brüksel Lahanası, Bezelye gaz yapabilir. Deneyin, gerekirse vermeyin. Baklagiller ve Patlıcan yasak.

Çekirdekli sebzeler ( kabak, taze fasulye vb ) nin çekirdekleri ayıklanır. Tavuk ve et 1 ay sonra 7 aylıkken eklenir. Tavuk göğüs eti, yağsız dana eti günlük 50 gr. İlave edilir. Haftanın 4 günü kırmızı et, 2 günü tavuk kullanılır. 1 gün etsiz gündür.

😀 😀 😀  SOSİSLERE AFİYET OLSUN   😀 😀 😀

KULLANILACAK SEBZELER

Kereviz, Enginar, Kabak, 1 dilim balkabağı, 4 adet Cherry domates, Dolmalık biber, Pancar, Ispanak, Yer elması

Kırmızı tatlı biber, Taze fasulye 3 adet, Pırasa, Soğan, 1 diş sarımsak

Maydanoz (3 dal, dereotu), Çarliston biber, Bamya 4 adet, Semizotu 2 dal, Pazı, Kırmızı mercimek 1 tatlı tepeleme, Bulgur 1 çorba kaşığı, İrmik 1 tatlı kaşığı

1,5 YAŞ (18 AY) ÇORBA TARİFLERİ

TARHANA ÇORBASI

3 Su bardağı su
2 Yemek kaşığı tarhana
1 Yemek kaşığı pirinç
1 Büyük boy domates
1 Yemek kaşığı soyola sıvı yağ, nane
1 Boy havuç,1 dilim balkabağı, bezelye hepsi karıştırılarak pişirilir

UNLU SEBZE ÇORBASI

1 Çorba kaşığı un
3 Su bardağı su
1 Adet domates
1 Adet kereviz
1 Adet havuç,1 dilim bal kabağı
Yarım çay bardağı bezelye
1 Çorba kaşığı soyola sıvı yağ
10 -15 adet taze fasulye
1 Adet yumurta
1 Yemek kaşığı un
2 Yemek kaşığı peynir

İRMİK ÇORBASI

3 Su bardağı su
2 Adet havuç,1/2 dilim balkabağı
1Adet domates
1 Çorba kaşığı pirinç
2 Çorba kaşığı soyola sıvı yağ
Pişir; inmeye yakın,2 çorba kaşığı irmik ilave et
(irmik çabuk pişer.)

UNLU MISIR ÇORBASI

3 Su bardağı su
1 Çorba kaşığı un
2 Çorba kaşığı mısır
1 Çorba kaşığı pirinç
1 Çorba kaşığı sıvı yağ

UNLU ETLİ SEBZE ÇORBASI

1 çorba kaşığı un kavrulur, üzerine 2 su bardağı et suyu eklenir. Daha sonra 50 gr. haşlanmış et eklenerek 2 adet sebze ile pişirilir. Sebze kombinasyonları aşağıdaki örneklerde verilmiştir.

  • havuç+bezelye
  • havuç+brokoli
  • havuç+domates+kabak
  • domates(cherry 8 adet)+bezelye 1 avuç

TAVUKLU UN ÇORBASI

1 çorba kaşığı un kavurulur. 2 su bardağı tavuk suyu, 2 çorba kaşığı kırmızı mercimek+1 adet havuç+2 adet domates eklenir. Daha sonra 100 gr. Tavuk göğüs eti ilavesiyle hazırlanır.

KALSİYUM VE D VİTAMİNİ

Kalsiyum insan vucudunda en çok bulunan elementlerden birisidir. Vücut kalsiyumunun %99’u kemiklerin yapısında, %1’i  ise hücre içi ve hücre dışı sıvılarda dengeli olarak dağılmaktadır. Hücre dışı kalsiyum, kemiklerin yapılanmasında çok ciddi bir faktör olarak rol oynar. Hücre içi kalsiyum ise sinir iletisi ve kasların kontrolü için sinyal yollayan önemli bir aracıdır.

Vucüttaki kalsiyumu denetleyen faktörler;

  1. Parathormon; kan ve hücre dışındaki kalsiyumu kontrol eder.
  2. Kalsitonin; tiroid bezinden salgılanır. serumdaki kalsiyum düzeyini kontrol eder.
  3. Vitamin D3 (kalsitriol); başlıca üç şekilde etki etmektedir; bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar, kalsiyumun hücre içine girişini etkiler, böbreklerden kalsiyum atılımını azaltır,

Vitamin D sadece bir vitamin değil, hücrenin büyümesini kontrol eden biyoaktif bir faktördür. İmmün (bağışıklık) sistemin düzenlenmesi ve hücrelerin tip değiştirmelerini önleyen hormon etkisi gösteren bir faktör olduğu artık bilinmektedir. Bu nedenle güneş ışığı hormonu olarak da anılmaktadır. Vitamin D serumdaki kalsiyum dengesi, kas ve sinir fonsiyonu ve kemik yapılanmasının devamı için de gereklidir. Hormon gibi etki gösteren Vitamin D, bu etkileri nedeniyle sadece çocukluk yaş grubu için değil, erişkin sağlığı için de çok gereklidir. İleri yaşlardaki kanser, bağışıklık sisteminin bozulmasına bağlı otoimmün hastalıklar ve kalp hastalıklarının önlenmesinde rol oynadığı bildirilmektedir. Vitamin D’ nin en önemli rolü bağırsaktan alınan kalsiyumun emilimini artırmaktır. Bugüne kadar 1000’ in üzerinde D Vitamini yapısında biyoaktif madde sentez edilmiştir ve çalışmalar sürmektedir. Vitamin D’ nin romatizma, bir çok bağırsak hastalığı, kemik erimesi, diş hastalıkları, HIV enfeksiyonu gibi hastalıklarda oynadığı rol ile hastalığın ilerlemesine engel olmakta ve sonuç olarak D Vitamini sadece çocukluk yaş grubu değil tüm yaş gruplarında önemli bir hormon olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle  tüm yaşam boyu D Vitamini desteğinin sağlanması gerekmektedir.

Kaynak : Danone Enstitüsü  Sağlık İçin Beslenme Derneği

Beslenme Serileri (2) syf;1 ve 5

KALSİYUM İHTİYACI

Kalsiyum önerileri                                       mg/gün 

Bebekler

0-6 ay                                                                          210

7-12 ay                                                                        270

1-3 yaş                                                                        500

 

Çocuklar

 

1-8 yaş                                                                        800

Gençler

 

9-18 yaş                                                                     1300

Yetişkinler

 

19-50 yaş                                                                   1000

Yaşlı

51-65 yaş                                                                   1200

65 yaş üzeri                                                               1200

Gebe kadın

Emzikli kadın

18 yaş altı                                                                   1300

19 yaş üzeri                                                                1000

BESİNLER                                           KALSİYUM  Miktarı  (mg/100g) 

En İyi Kaynaklar

İnek Sütü (Yağsız)                                                      123

İnek Sütü (Yağlı)                                                         119

Yoğurt ( Yağsız)                                                           120

Yoğurt (Yağlı)                                                               111

Beyaz Peynir (Yağsız)                                                   96

Beyaz Peynir(Yağlı)                                                     162

Beyaz Peynir-Edirne                                                   437

DÜZ TABANLIK

Dünyada yapılan araştırmalara göre en sağlıklı ayaklar, Hindistan ve Afrika’da yaşayanlarda görülmüş, çünkü evde, sokakta çıplak ayakla dolaşıyorlar. Aşil Tendon gelişimi ancak çıplak ayakla dolaşma sonucunda tam gelişme gösteriyor.

Kullanılan ilk adım ayakkabıları ve ortopedik ayakkabılar doğru seçim değildir. Çocuklar ayakkabıyı sadece sokakta ayaklarını korumak amacı ile kullanmalı ve evde çıplak ayak yada çorapla dolaşmalıdır.

ÇOCUKLAR VE AYAKKABI

* Yalın ayak yürümek sağlıklı,
* Ayakkabılar ve tabanlık ayağı tedavi etmez,
* Dar ayakkabı zarar verir,
Çocuk ayakkabısı;
* Taban esnek
* Önü geniş
* Parmak kısmı yüksek
* Ayaktan 1 cm. büyük olmalı

BEBEK AYAK GELİŞİMİ

2 YAŞ

Bu yaşlardan küçük olan çocuklarda içe, sağa, sola dönük basma, dışa basma normaldir. Aşil Tendonu henüz gelişmemiştir.

2,5 – 3 YAŞ

Ortopedi kontrolü gerekir. Çocuk parmak ucunda kalktığında ayak oyuğu belli olur. Çocukların normal basma ve yürümeleri 3 yaşındadır.

Erişkin tipi yürüme yaşı 7 yaşta olur.

Referans : Doç.Dr.Ayşegül Bursalı